Cinsel eğitimsizlik kulaktan dolma bilgilerle geçiştiriliyor.
Cinsellik hala çok rahat konuşulan bir konu değildir. Cinsel eğitim ne okulda ne de aile içinde veriliyor ve çoğu insan cinselliği kulaktan dolma bilgilerle çevreden, arkadaşlardan ediniyor. Eksik hatalı bilgiler kulaktan kulağa, geleneksel çarpıtmalarla yayılıyor.
Mutlu bir cinsel yaşam nasıl sağlanır?
Evlilikte cinsel uyum süreci birlikte öğrenme sürecidir ve iletişim gerektirir. Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için eşlerin sorunlarını konuşabilmeleri, bundan çekinmemeleri, cinsel konularda bilgilenerek hem cinselliği hem birbirlerini tanımaya çalışmaları gerekmektedir. Bu noktada eşlerin bazen uzman yardımına ihtiyacı olabiliyor. Çünkü toplumumuzda cinsellik hala çok rahat konuşulan bir konu değildir.
Yanlış bilgilerin etkisi nedir?
Cinsel bilgi eksikliği veya yanlış bilgilenmeler insanın zihninde cinsellikle ilgili hatalı düşünce şemalarının oluşmasına neden olur. Bu düşünce şemaları da aşırı kaygıya, suçluluk duygularına, gerçekçi olmayan beklentilere ve başarma-başaramama korkusu gibi sonuçlara yol açarak çeşitli cinsel işlev bozukluklarına zemin yaratır. Cinsel sorunların tedavisinde; cinsel bilgi eksikliklerinin giderilmesi, eşler arasında uyumun sağlanması için cinsel iletişimin zenginleştirilmesi, hatalı düşünme biçimleri ve davranışlarının fark edilmesi ve bunların yerine doğru, olumlu düşüncelerin, davranışların geliştirilmesi sağlanmaya çalışılır.
Kişilik çatışmasına fırsat vermeyin
Evlilik genelde romantik bir ilişki ile başlar ve giderek güç mücadelesine dönüşür. Kişilikler çatışır, tarafların birisi hep verir sonuçta ruh sağlığı bozulur. Aile dışından sorunu çözmek için yapılan müdahaleler sorunu daha çok büyütür. Eğer taraflar akıllıysa veya şanslıysa yaşadıklarını kazanım haline dönüştürürler ve bağlılık gelişir.
Eşler birlikte yaşamayı öğrenmelidir
Evlilikte birlikte yaşamayı öğrenmenin, bilinçli evlilik yapmanın ilk şart "öz bilinç" tir. Kişinin kendisini tanımasıdır, güçlü yönlerini, zayıf yönlerini, olumlu, olumsuz yönlerini, yeteneklerini, farklılıklarını bilen kişi doğru kararlar verebilecektir. Kişi kendi duygusal özgeçmişini biliyorsa veya ailesi ile etkileşim biçiminin farkında ise daha güçlü ve donanımlı olacaktır. Olaylara ben merkezli tepkiler yerine ilişki merkezli tepkiler verebilmek için birlikte yaşamayı öğrenmek gerekir. Birlikte yaşamayı öğrenmek çoğu zaman alışılmadık ve zor bir durumdur. Düşünce katılığı olan yani inatçı kişilerde bu durum daha zorlaşır. Bilinçli ilişki için ilk şart inatçılığı terk etmektir. Bunun için değişimi talep eden birey olması gerekir.
PROF. DR. NEVZAT TARHAN- UZM. PSK. ÇİĞDEM DEMİRSOY