Berna Laçin: "Dizi başlayınca herkesin Nurgül'le ilgilenmesi işime geldi. Tanıtımı o yapar dedim. Onun rolünün dişi rol olması önemsiz. Ben köşede dursam da kendimi seyrettiririm."
"Belalı Baldız" dizisinin başlamasıyla birlikte herkes Nurgül Yeşilçay'la ilgilendi. Dizinin diğer yıldızı Berna Laçin "Benim için sorun değil" diyor: "Bu benim işime geldi. Dizinin tanıtımını da Nurgül üstlenmiş oldu."
Berna Laçin'i her hafta iki kız kardeşin yaşadığı komik olayları onlatan "Belalı Baldız" dizisinde izliyoruz. Rol arkadaşları ise Nurgül Yeşilçay ve hâlâ "Kenan bey" dediği Kenan Işık. Şöyle bir hatırlarsak... Dizinin başlamasıyla herkes Nurgül Yeşilçay'la ilgilendi. Hatta "Nurgül'ün dizisi başlıyor" dendi. O biraz daha kenarda kaldı. Zaten Yeşilçay'ın rolü de daha etkili bir rol gibi görünüyordu. İki kız kardeşten daha "çatlak", daha boşboğaz olanını oynuyordu. Ama bölümler ilerledikçe Laçin mimikleri, hareketleri ile dizinin komik öğesi olmaya başladı. Zaten o da hiçbir oyuncu karşısında rolü ne olursa olsun ezilmeyeceğini söyledi. Biz röportaj yaparken reytinglerle ilgili mesaj geldi. Sonra aynı mesajdan alan Yeşilçay aradı. "Abla yaa" diye Laçin'e sorular sordu: "Sen daha iyi olur dememiş miydin?" Onu sakinleştiren Laçin "Dizideki gibi, sanki abla-kardeşiz" dedi. Bu arada röportaj için 1,5 saat ayıran Laçin'le üç saat oturduk. Uzadığı için de bana kızdı ama ben değil o uzattı. Gördüğüm kadarıyla en önemli özelliklerinden biri de ara vermeden saatlerce konuşabilmesi. Ama sizi gülmekten kırıp geçirebilecek, bol mimikli bir sohbetle...
"Belalı Baldız" başladı. Herkes "Nurgül Yeşilçay'ın dizisi başlıyor" dedi. Onunla röportajlar yapıldı...
Bu benim de işime geldi. Dizi başlıyor, onun tanıtılması gerekiyor, "Bu sene bu işi Nurgül götürür" diye düşündüm ben de. Önemli olan işin tanıtımının yapılması. Hep Nurgül'ün öne çıkması beni rahatsız etmez. Bir de ben basınla ilişkileri, tanıtımları işimin bir parçası yapmadım. Kokteyllere, davetlere gittiğimde de çok canım sıkılıyor. "Ben niye buradayım?" deyip duruyorum.
Hiç öbür kız kardeşi oynamayı düşündünüz mü? Ben bana bir rol geldiğinde başka rolü hiç düşünmem. Ama bir bölümde yer değiştireceğiz Nurgül'le.
Çünkü sizinki daha ağırbaşlı bir karakter de aslında Nurgül'ün rolü öne çıkan rol gibi. Evet çünkü benimki dişi rol değil.
Ama gittikçe siz daha komik oluyorsunuz. Sanki baştan böyle planlanmamıştı ama şimdi siz daha öndesiniz.
Aynı şeyi Fatih'le (Aksoy) konuştuk geçenlerde. Kibar konuşmaya çalışıyor, "Aslında bu rol, pası atan rol" falan diyor. İkinci derece rol diye anlamamdan korkuyor. O da "Sen dizinin komik öğesi oldun. Bu nasıl oldu, ben bile anlamadım" dedi. Nurgül de aynı şeyi söyledi. Aslında bu rol bana ilk geldiğinde yakın arkadaşlarım da "Sen bu rolü kabul edecek misin? Dişi olan öbür rol" dedi. Ama bu konuda kendime çok güvenim var. "Arkadaşlar ben silik kalmam" dedim. Ben oyunculuğuma çok güveniyorum söylemesi ayıp. Tiyatroda daha çok güvenirim. Köşede dursam da baktırırım. O başka bir enerjidir. Ancak televizyonda bir handikap var: Beni çekemeyebilirler. Önemli olan pasif rolle kendini seyrettirmektir.
Bu arada sizin dizinin yabancısı, "Hope&Faith" çok feci.
Ciddi kötü. Zaten Walt Disney'den bize tebrik geldi. Prodüksiyonu, bizi, oyuncuları çok methetmişler.
Sinema ne oldu? Ta 2000 yılındaki röportajınızda "Sıra sinemada" demişsiniz. Olan biten bir şey yok.
Sinemayla ilgili bir derdim var. Beni tatmin edebilecek filmler yapılmıyor. Arada bir beni çok heyecanlandıran bir şey oluyor, çok güzel bir fikirden yola çıkıyor, harika bir hikaye... Bir anda "Seyirciyi çekmek için..." diye başlıyorlar ve ben de buz kesiyorum. Projeyi kirletiyorlar. Genç sinemacıların yaptıklarını beğeniyorum. Ama onlar da teklif etseler benim kabul etmeyeceğimi düşünüyorlar. Türkiye'de daha doğru dürüst normal bir kadın-erkek ilişkisi çekilmemişken bir cüceyle travestinin ilişkisinin filmi yapıldı. Oysa çok iyi bir Yeşilçam dönemimiz var bizim. Demek ki yapılabiliyor.
"Sadece para için dizide oynanmaz"
Yani bir proje yok.
Var. Kudret Sabancı'nın Bergama'da geçen bir kasaba hikayesi projesi var. Eğer onu hayata geçirirse inşallah onun içinde küçük ya da büyük bir rolüm olacak.
Dizi oyuncularının özellikle de okullu olanların çoğu dizileri küçümserler. Sinemayı, tiyatroyu isterler...
Ben öyle düşünmüyorum. Dizi çekerken hele de bu işe önem veren, titiz insanlarla çalışıyorsam çok severek yapıyorum. Ayrıca madem bu kadar sevmiyorsun, kötü buluyorsun, niye yapıyorsun? Yapma! Sadece para için sevmediğin işi yapmak olmaz.
Bir de siz şu anda bir tez hazırlıyorsunuz değil mi?
Evet, Bilgi Üniversitesi'nde mastır yapıyorum. Aslında bitirmiştim ama hamilelik araya girince... Sonra af çıktı, benim de bir tezim kalmış. Onu bitiriyorum. Tez konum da şu: "2000 Sonrası Televizyon Dizileri ve Türk Filmleri Arasındaki İlişki". Çünkü ben sinema filmlerinin çok tutan dizilerin trendlerinden yola çıkarak yapıldığını düşünüyorum. Elbette etkilenmelerini normal buluyorum ama bunların ayrı ayrı işler olduğu da unutulmamalı. "Televizyonda tuttu, o zaman böyle bir film yapalım" demenin yanlış olduğundan yola çıkıyorum.
"Annem muhafazakarlığımdan hep nefret etti"
Siz hep dengeli, düzgün bir kadın gibi görünüyorsunuz.. Gelenekçi falan... Nasıl büyütüldünüz?
Benim annem dünyanın en çatlak kadınıdır. Benim muhafazakarlığımdan hayat boyu nefret etti. Ben de "Niye diğer anneler gibi değilsin?" derdim. Ben çocukken kolsuz giymezdim. Dedem "Kızım kısa giy, bacakların çok güzel" derdi.
Kocanızla evde nasılsınız?
Evde tipik bir karı-koca ilişkimiz var. Ben titiz bir kadınım, o dağınık bir adam. Ama asla sorgucu sualci bir kadın değilimdir. Zaten bunu gerektirecek bir kocam da olmadı. Ben daha çok dışarı çıkarım. Seda Sayan'ı bir ev çekiminde görmüştüm; ayağında tüylü, topuklu terlikler vardı. Ben onlar içinde kendimi düşünemem. Eşofmanlı ama her zaman bakımlı bir kadınımdır. Her zaman manikürlü, pedikürlü, her zaman temiz. Kocam beni hiçbir zaman ağdasız, saçı başı bir yerde görmemiştir.
Romantizm?
Bir kere romantik değilim. Klişe şeylerle ilişkim yok. Bir pikniğe götürülmek, adada faytona binmek benim için çok romantik.
Seksilik?
Hiç seksi bir kadın değilim. Hiçbir zaman da olmak istemedim. Liseden itibaren erkeklerin bana hep ilgisi oldu. Güzel de bir kızdım. Ondan kaçmak için yolda sopa gibi yürürdüm. Sevmezdim. Zaten ilk flörtümle evlendim. Açık saçık giyinmezdim dikkat çekmemek için. İç çamaşırında falan da çok acayip seksi şeyler bana tuhaf gelir. Spor bir atlet daha seksi bir şey. Zaten kocamın bende neyi çekici, neyi seksi bulduğunu biliyorum. O bir gülüş olabiliyor, bir bakış olabiliyor. Giydiğin bol bir bluzla çaktırmadan eğilmek olabiliyor...
"Çocuk büyütmek çok eğlenceli"
Kızınız Ada'yla nasıl vakit geçiriyorsunuz? İlişkiniz nasıl?
Biz artık bir şey gördüğümüzde çok heyecanlanmıyoruz. Yani ne görürsek acayip şaşırır, heyecanlanırız? UFO mesela. Bunlar ne görse gözleri faltaşı gibi oluyor. Lunaparka götürüyorsun gözler parlıyor, "Ooooo" diye şaşırıyor. Ben de onunla içten bir bağ kuruyorum, onun duyduğu heyecanı da duyuyorum içimde. O yüzden de çocuktan beri yenilendiğimi hissediyorum. Çocuk büyütmek çok eğlenceli bir şey.
"Bir inşaat işçisi kadar yerim"
Tuğrul Şavkay'la birlikte bir yemek jüriliğiniz olmuş. Şavkay sizi anlatırken çok övmüş. Ben çok anormal yerim. Benim yemek kapasiteme inanamıyor insanlar. Bir inşaat işçisi kadar yerim. İstediğim kadar tok olayım, güzel bir yemeği yiyebilirim. Yani çok toksam bile üzerine bir tepsi mantı yerim, "Bu mantıyı da kimse böyle yapamaz" derim, sonra da hiç vicdan azabı duymam.
Kilo sorununu nasıl hallediyorsunuz?
Her yıl yılbaşına doğru üç kilo alabiliyorum. Haziran ayına doğru da o üç kilo gidiyor. Bu 25 yaşından beri böyle. 1,75 boyum var. 60-63 kilo arası giderim.
Spor da sevmezmişsiniz siz...
Evet. Ama şimdi dans ediyorum. Latin yapıyorum. Stüdyoda eğitmenim var. Yazın şahaneydim, karnımda kas çıkmış. Bir de elinde bir çocuk olunca çok havalı oluyor öyle olmak.
Yemek yapar mısınız?
Pek yapmam. Ama yaptığım zaman da çok güzel yaparım. Çok güzel, şık, leziz sofralar kurarım.
Bir Bağdat Caddesi seversiniz. Nerede, ne yersiniz?
Makarnayı çok severim. Çok da güzel yaparım. Risotto çok severim ama kalori davası yüzünden her zaman yiyemiyorum. Suadiye'deki Chinese in Town'dan eve Çin yemeği söylerim. Cafe Cadde'nin mantarlı risottosunu yiyin. Zanzibar'da pizza. Çıtır, kıtır, kağıt gibi bir pizza. Ethemefendi 36'nın kahvaltıları çok güzeldir. Tike'nin kaburgası, muhammarası, Sahan'ın sıcacık gelen fıstıklı kadayıfı...