Üç yaşında bir kız annesi ve üçüncü albümü Loose'u tanıtma aşamasında.
Nelly Furtado'nun kendine ait çok fazla zamanı yok. Kendisi üç yaşında bir kız annesi ve şu anda da müzik dünyasındaki yerini sağlamlaştırmanın keyfini çıkarıyor. İngiliz ve Kolombiya karışımı bir aileden gelen Furtado'yu daha da yakından tanımak ister misiniz? Boş kaldığı zamanlarda ukulele ve gitar çalmayı öğrendi ve R & B'den hip-hop'a kadar, araya alternatif rock and roll'u da katarak her türlü müziği dinledi. Liseden mezun olduktan sonra Toronto'ya giderek kendi melodilerini yazmaya başladı ve böylelikle müzik piyasasına atılmış oldu. Sonunda, 2000 yılının Sonbaharı'nda ilk albümü olan Whoa, Nelly!'i piyasaya sürdü. Ona dört Grammy Ödülü kazandıran ve onu müzik piyasasına güçlü, yeni ve benzersiz olarak tanıtan bu albüm yumuşak melodilerle güçlü tempoların bir birleşimiydi. Üç yıl sonra, kızının da doğumuyla, ikinci albümünü çıkardı. Folklore adı verilen bu albüm Portekiz ezgileriyle dünya müziğini birleştiriyordu. Ancak ikinci albüm, ilki kadar ses getirmedi. Geçtiğimiz yaz aylarında yapımcılığını ünlü hip-hop yıldızı Timbaland'ın yaptığı ve tüm stüdyo kaydı Miami'de yapılan Loose'u piyasaya sürdü. Bu albümle bize daha önce görmediğimiz, seksi, özgür ve rahat Nelly Furtado'yu tanıttı. Bu, Nelly'nin kısa zamanda zirveye çıkan ilk albümü oldu. Nelly, eklektik müziğini, göz kamaştırıcılığını ve içindeki sevinci bize yepyeni bir bakış açısından sundu.
Son iki albümünüz Portekiz kökenlerinizden, Brezilyalı etkenlerden, müzikolojiden, tasavvuftan ve çok kültürlü olmaktan etkilenmişti. Loose'ta yer alan ilk çıkış parçanız "Promiscuous" tam gaz seksilikle öne çıktı. Neler oldu? Bu kademeli bir süreçti. Yedi senedir bu işin içerisindeyim. Kendimi, en verimli çağında olan bir kadın olarak görüyorum. Kendimi ilk kez kızımın doğumundan sonra kadın olarak hissettim. Evde doğal yollarla yaptım doğumu. Sanırım kızımın doğumuyla tenime daha çok güvenmeye başladım. Vücut hatlarım değişti. Kalçam ve göğüslerim ortaya çıktı. Dört aylığına dünyanın en seksi başkenti olan Miami'ye taşındım. Hem Latin hem de Portekizli olduğum için orada kendimi çok rahat hissettim. Kısa erkek pantalonları giyerken bir anda kendimi tanga giyerken ve Brezilya usulü ağda yaptırırken buldum. Kendimi tatilde gibi hissediyordum. Sonra bir anda seksi bir albüm yaptım. Gündüz kızımla ilgilenirken gece de Timbaland ile birlikte tüm bu ateşli şarkıları kaydetmek bana çok eğlenceli, seksi ve özgür geldi.
Artık anne olduğunuza göre annelik hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? Ben anneliği baştan keşfettim. Ben asiyim ve her zaman da öyleydim. 12 yaşındayken trombon çalardım ve bunu seksi bir hale getirmeye çalışırdım. Her konserden sonra kırmızı rujumu tazelerdim. Kendimi özgür hissediyorum ve bence kadınlar çocuk sahibi olduktan sonra da kendilerini seksi hissetmeliler. Kendinize ait bir zamanınız olur ve sonra bir çocuk sahibi olursunuz. Bu doğal bir süreçtir. Annem her Pazar günü kilisede şarkı söylerdi ama hiçbir zaman seksapelinden ödün vermedi. Ben de herhangi bir şeyden fedakarlık yapmak zorunda olmama hissini çok seviyorum.
Vücudunuzda ne gibi değişiklikler meydana geldi? Öğrendiğim bir şey varsa o da emzirmenin sizi zayıflatmadığıydı! Emzirmek için daha fazla yemeli ve asla akşam yemeğini atlamamalısınız. Bu hormonlarınız için harika bir şey. Şimdi cildim tamamen temizlendi. Kendimi daha sağlıklı hissediyorum ama o son dört buçuk kiloyu vermek hayli zordu. Spor yapmaya başladım. Yağlarımdan kurtulmak için çok fazla değil, haftada üç gün, iki saat boyunca sadece ağırlık kaldırıyordum. Daha sonra bunu sahnede çok dansederek ve prova yaparak dengeledim. Ayrıca seks de iyi bir idman. Eğer bir erkeğiniz varsa ondan faydalanın! Dans ve seksle tüm bu kaslara sahip oldum. Aynı partnerle. Bu konuda bana güvenin! Latin bir sevgiliyle seks güçlü kaslara sahip olmanın yolu!
Çok egzotik bir giyim tarzınız var. Bu melez tarzınızı nasıl tanımlarsınız? Tarzım oldukça eklektik. Ben giyimimle okulda bir gün serseri, diğer bir gün patenci, başka bir gün alışveriş kızı veya zengin olabilen o çocuktum. Teyzelerim terziydi ve ben de onlara Barbie bebeklerim için kıyafet diktirirdim. Kanada'nın batı kıyısında hippi kıyafetler, parmak arası terlikler ve jean pantalonlarla büyüdüm. Orası hala benim bir parçam. American Apparel markasına bayılıyorum. Diğer bir tarafta da gece kıyafetlerini, yüksek topukları ve polo yakalı tişörtleri seven, daha Avrupalı bir yanım var. Kalın mücevherleri ve sallantılı küpeleri çok seviyorum. Son zamanlarda yüksek topuklu ayakkabıları sevmeye başladım. Artık spor ayakkabılarım bile yok. Diz üstü Stella McCartney çizmelerim var. Geçtiğimiz sene tamamen baştan yaratıldım ve Stella McCartney'nin yeni oluşan kıvrımlarım için rahat ve iyi bir seçim olduğuna karar verdim. Ayrıca Comme des Garcons, Costume National ve Dsquared'i seviyorum. Versace'ye bayılıyorum çünkü çok feminen, klas ve zarif bir kesimi var. Ayrıca esnek, dar ve kadınsal olduğu için Betsey Johnson ve D&G'nın elbiselerini seviyorum. Bazen de eski görünümlü kıyafetleri satın alıyorum.
Ünlüler arasında en beğendiğiniz kişi kim? Aslına bakarsanız en favorim Meksikalı aktör Gael Garcia Bernal.
Ne tip bir çanta taşıyorsunuz? Kışlık ve ponponlu beyaz bir D & G çanta almıştım. Bir de en sevdiğim siyah Chanel çantam var ki o zaten bir klasik. Hatta ondan bir tane daha istiyorum.
Şu sıralar en çok hangi albümü dinliyorsunuz? Genelde çok fazla müzik dinlerim. Citizen Cope diye bir sanatçı var. Asıl ismi Clarence Greenwood olan bir şarkıcı kendisi. Beraber turneye çıktık. Çok eklektik bir müziği var. Hip-hop ve rootsy karışımı. Genç ama sanki 50'lerinde gibi bir sesi var. Yakın zamanda Latin Grammy ödülü kazanan Calle 13 isimli bir raggae grubu da var. Cape Verde'den bazı sanatçıları da seviyorum. Ayrıca rock müziği de hoşuma gidiyor. Örneğin İngiliz grup Block Party, Queens of the Stone Age ve System of a Down. Kilise müziklerine bayılıyorum. Eklektik bir yapım var o yüzden her şeyi dinlerim.
Her zaman çantanızda bulunan üç güzellik ürününü sayar mısınız? Stila'nın şeftali renklerdeki krem allığı, yine Bobbie Brown'dan turuncu renkli bir krem allık. Burt's Bees'in veya Kiehl'in dudak kremi. Çantamdaki parfüm Guinot'ya ait. Ayrıca Dior'dan J'Adore'un alkolsüz olanını severim.
Hangi kitapları okuyorsunuz? Birçok türde okuyorum. Felsefe kitapları okumayı severim. Örneğin The Continuum Concept (Uzay-Zaman Kavramı). Hâlâ Women Who Run With the Wolves'u (Kurtlarla Koşan Kadınlar) bitiremedim. Kitap koleksiyonu yapmam ama bir tanesini bile bitirememekle bilinirim. Bence ilgi dağınıklığı bizim nesle özgü bir işaret. En son Steve Martin'in yazdığı Shopgirl'ü okudum. Harika bir kitaptı. Kısaydı, o yüzden kitabı bitirmek üç günümü aldı.
En sevdiğiniz içecek nedir? Su içmeyi çok seviyorum çünkü durmaksızın dünyanın her yerine yolculuk ediyorum. Zaten su içmek çok sağlıklı bir şey. Ancak amacım sarhoş olmaksa Red Bull ve votka içmeyi tercih ederim. Ayrıca meyveli soğuk içeceklere de bayılırım.
Harika bir erkek dediğimizde aklınıza ne gelir? Komik, yumuşak başlı, akıllı, şefkatli ve hırslarına yenik düşmeyen.
Dünya üzerinde hiç gitmediğiniz ama gitmeyi çok istediğiniz bir yer var mı? Evet!!! Afrika ve Jamaika.