‘Menekşe ile Halil’ dizisinde aldığı rolle ekranlara gelerek hayranlarını sevindiren, sevenlerinin sayısını katlayan Kıvanç Tatlıtuğ’la yaptığımız röportaj!
Gümüş dizisinde canlandırdığı Mehmet rolüyle milyonların beğenisini kazanan Kıvanç Tatlıtuğ; bu kez yeni, karizmatik hali ve başrolünü Sedef Avcı’yla paylaştığı ‘Menekşe ile Halil’ dizisindeki canlandırdığı karakterle hayranlarının sayısını ikiye katladı. İşte Kıvanç hayranlarının keyif ve ilgiyle okuyacağı samimi bir röportaj!
Adını ilk kez 2002'de Best Model Türkiye birincisi, ardından da Best Model World birincisi olarak duysak da, şu anda Gümüş adlı dizide canlandırdığı Mehmet karakteriyle hayranlarını ekrana bağlayan, kadınların son gözdelerinden olan Kıvanç Tatlıtuğ’la keyifli bir röportaj yaptık.
Onunla röportaja gideceğimi duyan kızlar, “Aaaayyy! Ben de geleyim. Gözleri çok güzel, o gözlere iyi bak,” dediler. “Olur, gözlerine bakarım sizin için,” dedim. Karşılaşınca da kızlara hak verdim tabii. Gözleri hakikaten güzel; ekrandaki mavi görüntüsünden biraz daha farklı, daha güzel.
Kıvanç’la tanışıyoruz; biraz sohbet, sonra da röportaj… Röportaja başlamadan hemşehrisi yani Adanalı olduğumu söyleyince gözleri parlıyor. Hemşehri sıcaklığıyla sarılıyor. Ve sonrasında da keyifle okuyacağınız röportaja başlıyoruz.
- Konseptinde; sevgi, aşk,, heyecanın olduğu Menekşe ile Halil’ dizisinde yeni rolünüz ve kızların daha çok beğenisini kazandığınız, hayranlarınızın sayısını katladığınız yeni ve karizmatik haliniz ile ekranlardasınız. Dizinin bu kadar ilgiyle izlenmesini neye bağlıyorsunuz?
Oyuncular çok doğal, ekip çok doğal ve uyumlu. Samimi oynuyoruz. Bu da yansıyor. Sevgi, aşk, heyecan, kovalamaca... Bunlar var dizide. Tamamıyla gerçek hayata dair yaşananların yer alması da dizinin beğenilerek izlenme avantajlarından birisi.
‘Menekşe ile Halil’ dizisinin öncesinde de ses getiren bir projede, Gümüş dizisinde rol aldınız. Gümüş dizisinde rol almadan önce Amerika’daydınız. Ne yapıyordunuz orada?
Evet, Gümüş’ten önce Amerika’daydım. Başka bir proje için gitmiştik. Fakat kanalla yapımcı arasında bir anlaşmazlık söz konusu olmuş. Bu nedenle “Proje ileri bir tarihe ertelendi,” dendi. Daha sonra da yapılmayacağı açıklandı. Projeleri değerlendirdim. O sırada 5–6 proje vardı; Gümüş dizisi de bunlardan biriydi.
- Gümüş’teki ‘Mehmet’ rolünü kabul etmenizde ne etkili oldu?
Mehmet karakterini tercih etme sebebim, o rolde biraz da Kıvanç’ın olması…
- Canlandırdığınız ‘Mehmet’ karakteriyle Kıvanç arasında benzerlik var yani öyle mi?
Evet… Mehmet de benim gibi sakin yapılı ama sinirlendi mi çok sinirleniyor. Mehmet’in belli kuralları var. Kıvanç’ın da öyle… Mehmet de kendine göre hafif maço.
- Bu maçoluk, Adanalılıktan geliyor olmasın sakın?
Aaaa evet… Allah’ına kadar! (Gülüşmeler)
- Dizide ‘Mehmet’ görücü usulüyle evlendi ama sonradan aşık oldu Gümüş’e. Gerçek hayatınızda bu durumla karşılaşsanız böyle mi olurdu?
Ben gerçek hayatta görücü usulüyle evlenmezdim.
- İlk görüşte aşka inanıyorsunuz o zaman.
Ben ilk görüşte aşka da inanmıyorum. İlk görüşte içinde sevgi, sıcaklık hissedilir, ona inanıyorum. Ben hayatımda çok az hissettim bunu. İlk görüşte de aşkı bilmiyorum. Zaten aşkın anlatımı, tarifi yok ki, tarif edilemez bir şey. Ama normal hayatta benim şahsi fikrim tabii bu; tanıdıkça, tanıştıkça, tanıyarak evlenmekten yanayım. Böylelikle temellerin daha sağlam olacağına inanıyorum. Fakat şu an toplumumuzda hâlâ görücü usulüyle evlenen insanlar var, onlara da saygı duymak lazım. O anın durumu ve şartları çok önemlidir. Öyle olması gerekiyorsa öyle olacaktır. Ama tanışıp evlenmek, belli bir arkadaşlık sürecini geçirdikten sonra evlenmek taraftarıyım.
- Mankenliğinize birazdan değineceğim ama ondan önce; sizi çoğu kişi oyunculuğunuz öncesi mankenliğinizle tanısa da aslında mankenliğin de öncesinde basketbol geçmişiniz var. İstanbul’a gelmeden Adana’da takımlarda oynamışsınız. Hayaliniz NBA’de oynamakmış. İstanbul’da da profesyonel takımlarda basketbol oynamaya devam etmişsiniz ayağınız sakatlanıncaya kadar…
Evet… Beşiktaş'ta iki sezon oynadım. Genç Takım’dan A Takım’a çıktığım sene sakatlandım. Sonra toparlayamadım. Beşiktaş, Fenerbahçe gibi takımlarda oynadım, şampiyonaya gittim, ama sakatlanınca bırakmak zorunda kaldım.
- Best Model of Turkey mankenlik yarışmasına neden katılmıştınız? Biraz daha ön plana çıkabilmek için mi mesela?
Yarışmaya katılmadan önce mankenlik yapıyordum.
- Mankenliğe başlayışınız da annenizin size yaptığı sürprizle olmuş galiba. Resimlerinizi gördüğü ilandaki adrese yollamış. Ve ajanstan gelen telefonla mankenliğiniz başlamış.
Evet, ayağımın sakatlanmasından dolayı basketbol hayatımın sona erdiği dönemdi. Annem çok meraklıydı, çok istiyordu. Ajansa çağırdıklarını ilk duyduğumda çok şaşırmış, "Ben sporcuyum, ne mankenliği" demiştim ama sonra gittim. Mankenlik öyle başlamıştı. Yarışmaya neden katıldığıma gelince; mankenlik yapıyordum. Mankenlik yapan, bu işi icra eden o kadar çok insan var ki… Bunların arasından sıyrılmak için mutlaka, bir yerde, göz önünde olmanız lazım. Bunun için en iyi yöntem bu yarışmaya katılmaktı. Bildiğiniz gibi önce Türkiye’nin en iyi erkek mankeni sonra da Best Model of the World birincisi oldum… Ardından da Paris…
- Paris’te birçok markayla çalıştınız, dergilerde yer aldınız. Mesela ilk aklıma gelen Calvin Clein, Vogue Home İnternational, Uomo Vogue, Vouge, Alman GQ dergileri… Ama yurtdışındaki bu başarılarınız, çalışmalarınız Türkiye’de çok duyulmadı, duyurulmadı. Çok lanse edilmedi. Neden?
Lanse edilmek ya da lanse edilmemek çok da önemli değildi. Çünkü sonuçta ben kendim için yaptım.
- Tabii ki kendiniz için ama yine de Paris’teki başarılarınız bu kadar göz ardı edilmemeliydi diye düşünüyorum.
Evet ama dediğim gibi ben kendim için yapıyorum, insanlar için değil. Sonuçta kendim tatmin olmak için yapıyorum.
- Yurtdışında da mankenlik yaptığınız için soruyorum bunu. Türk mankenlerle yabancı mankenleri karşılaştırmanız gerekirse…
Tek fark şu: Yabancı mankenleri sokakta görseniz tanıyamazsınız. Kadını da erkeği de jean’lerle, parmak arası terlikleriyle sokağa çıkarlar.
- Peki mankenlik devam edecek mi bundan sonra?
Dizi sebebiyle ara verdim ama mankenlik devam edecek tabii.
- Okan Bayülgen’den 2 ay kadar ders almışsınız, beraber çalışmışsınız sanırım. Nasıl geçti?
Evet, Okan’la bir projeyle ilgili çalışmıştık dizi öncesinde. Güzel geçti. Okan çok şeker bir insan. Aslında çok fazla çalışmadık, o dönemdeki çekilecek olan projeyle ilgiliydi.
- Bir de bir markanın katalog çekimi için beraber çalışmışsınız Okan’la.
(Şaşırıyor) Her şeyi biliyorsun Melike! Evet, katolog çekiminde de beraber çalıştık. Biliyorsunuz fotoğrafçılık da yapıyor. O konuda da çok başarılı, her konuda olduğu gibi. Okan’la o dönemdeki projelerle ilgili çalıştık.
- Gelelim aşka… Duygusal bir insan izlenimi uyandırıyorsunuz.
Duygusal olduğum düşünülüyor. Öyle görünsem de, duygusalım ama çok da fazla değil.
- “Tek gecelik ilişkilerin adamı değilim” diyorsunuz.
Evet… Kendime saygım olduğu için tek gecelik ilişkiler bana göre değil. Mutlu olacağım insanla beraber olmak isterim. Bence önce mantık sonra aşk gelir. Mantığını doğru kullandığın sürece aşkın da güzel geçer.
- Aşktan konuşmuşken… Aşkın da, hayatın da içinde yer alan bir kavramdan bahsetmek istiyorum. Günümüzde maalesef ihanete uğrayan çok insan var. İhanet konusu neler düşündürür?
Düşünmek bile istemiyorum. Allah kimsenin başına vermesin, çok kötü bir durum tabii. Bana ihanet eden bir insan kendine ihanet eder, ikincisi de beni kaybeder. Zaten en önemli kayıp da budur bence, ihanet eden kişi için.
- Yalnızlık…
Yalnız kalmaktan korkarım aslında. Yani bazen severim ama çevremdeki insanları kaybetmekten çok korkarım. Gidip bir yerlerde kafa dinlemeye bayılırım ama çevremi kaybetmeyi hiç istemem, depresyona girerim.
- Mutluluk… Sizi neler mutlu eder?
Küçük şeylerden çok mutlu olurum ben. Mesela çok sevdiğim bir insanın, bir arkadaşımın beni arayıp hal hatır sorması beni çok mutlu eder.
- Şimdi bu cevabınıza “Hadi canım” diyenler olacaktır. Ben de öyleyimdir mesela. Yani bir arkadaşım aradığında çok mutlu olurum. Adana sıcaklığından olmasın, bu sıradan şeyin bile bizi mutlu etme konusu.
Olabilir. (Gülüşmeler) Zaten Adana sıcaklığı buralarda yok. Yani mesela birinin başına bir şey gelsin, insanlar hemen yardımınıza koşarlar Adana’da. Burada o yok maalesef.
- Tiyatro yapmak istiyorsunuz. Nerden çıktı tiyatroya bu ilgi, bu merak?
Tiyatroya küçüklüğümden beri meraklıydım. İlkokulda bizi çocuk tiyatrolarına götürürdü okulumuz. Oradan bir merakım var tiyatroya. Şu anda da bu işin içinde olduğum için çok daha fazla merak eder oldum.
- Hatta Gümüş dizisinde halanızı canlandıran tiyatro oyuncusu Laçin Ceylan’dan dersler almışsınız.
Evet. Oyunculuğun çok özel bir meslek olduğunu gördüm. Çok saygı duyulması gereken bir meslek olduğunu gördüm. Bu işi yapan insanlara gerçekten saygı duyulması gerekiyor. Ondan dolayı tiyatro da hedeflerim arasında.
- Peki sinema?
Evet sinema da… Aslında birçok şey yapmak istiyorum. Birçok başarılı projeye imza atmak istiyorum.
- Sinema, tiyatro… Mankenlik zaten var.
Evet, şu an dizi nedeniyle biraz ara vermiş olsam da mankenlik zaten var. Sinema, tiyatro, mankenlik… Bu üçünün birbirini kapsadığını, tamamladığını düşünüyorum oyunculuk anlamında. Bunların dışında zaten başka bir şey yapamazsınız bu sektördeyseniz. Oyunculuk adına yapacağınız şeyler bunlardır.
- Sokaktaki insanların tepkisi nasıl size karşı? Bir röportajınızda okumuştum; önceden, yani mankenlik döneminde “Çok bakıyorlar” demişsiniz.
İyi, olumlu yaklaşıyorlar. Yanlış anlaşılmışım galiba “Çok bakıyorlar” deme konusunda. Ben öyle bir şey demedim. Ben böyle konuşmayı pek sevmem. Gerçi herkese bakıyorlar. Size de bakarlar, bana da bakarlar.
- Belki o zamanlar yani mankenlik döneminizde saçlarınız uzun diye…
Dediğiniz gibi o zamanlar saçlarım uzundu, o dikkat çekiyordu. Bunu dışında belki de değişik bir fiziğim var, değişik bir yapım var. Çok fazla Türk tipi yok bende. Kökümüz Arnavutluk. Görmeye alışık olmadıkları bir tip olduğum için de bakıyor olabilirler.
- Saçınız uzunken David Beckham’a benzetiliyordunuz.
Benim saçım uzunken, Beckham’ın adı bile anılmıyordu. Aslında Beckham bana benzedi. (Gülüyor)
- Gümüş’ten sonra bir sinema filminde rol aldınız. Şimdi de yeni diziniz ‘Menekşe ile Halil’ dizisiyle ekranlardasınız. Bundan sonraki yapmak istedikleriniz arasında...
Ne mutlu ki güzel projelerde yer alıyorum. Ama ben daha emekleme dönemindeyim. Çok yeniyim, çok tazeyim. Ama başka, yeni sinema filmlerinde rol almak hayalim, rüyam. Tiyatro da öyle…
- Bu sözlerinizi göz önüne alarak; basketbol oynadınız, sonra mankenlik yaptınız, şimdi oyunculuk… Mankenlik devam edecek söylediğinize göre. Ama asıl hedefiniz oyunculuk diyebilir miyiz?
Evet kesinlikle… Asıl hedefim oyunculuk. Çok iyi bir oyuncu olmak istiyorum.
- Başarıyla ilgili olarak…
Başarı benim her zaman elde etmek istediğim bir şeydir. Yaptığım meslekte iyi işler başarmak, insanların aklında, her zaman iyi işler yapan biri olarak kalmak istiyorum. Emin adımlarla zirveye doğru ilerlemek istiyorum.
- Kendinizi çok eleştiriyorsunuz. En çok gözlerinizi beğeniyorsunuz. Peki bunların dışında bilmediğimiz bir özelliğinizi söyleyin desem…
Dalış yapmayı çok seviyorum. Fırsat buldukça dalıyorum.