Stresli yaşam, kötü beslenme ve zorlu iş hayatı kalp krizinin her gün biraz daha yakınınıza sokulmasına neden oluyor. Bu uyarılara dikkat!
Aman ritmi bozulmasın! Kalbin yeteri kadar oksijen alamayarak ölmesi olayı kalp krizi, bir başka deyişle miyokard enfarktüsü. Çocukluk çağından itibaren okulla başlayan "stresli yaşam, kötü beslenme, üniversite mücadelesi ve zorlu iş hayatı" gibi unsurlar kalbin ritmini olumsuz etkiliyor.
Maçın heyecanı kalbe zarar! Kimi zaman maçın en heyecanlı yerinde kimi zaman işe yetişirken birden zaman duruveriyor. Kalp atmaz oluyor artık.
Krizi tetikleyen etkenler muhtelif
Soğuk hava
Aşırı soğuğa maruz kalma, kalbi besleyen damarlara büzücü etki yapıyor. Bu durumda kalbi besleyen damarlarda zaten tıkanma olduğu için büzülme ile birlikte kan akışı olumsuz etkileniyor. Böylece kalp krizi riski artıyor. Soğuk havalarda rüzgâra maruz kalma, ellerde yük taşıma gibi vücudu zorlayıcı hareketler yaparak efor sarf etmek ise bu riski daha da arttırıyor.
Kalp veya müzmin akciğer hastalığı bulunan kişilerin soğuk havalarda daha dikkatli olmaları gerekiyor.
Korku ve endişe kalp krizi riskini yüzde 40 artırıyor
Korku ve endişenin yarattığı etki, kalp kaslarında soruna yol açıyor.
Bu da kalp krizi riskini yüzde 30-40 artırıyor. Uzmanlar "Korku ve endişenin tepkisi sinirlenmeye benzese de sinirli insanların kriz riski, endişelilerden daha düşüktür" diyor.
Boşanan kadınlarda kalp krizi riski yüksek
Eşten boşanma erkeklere oranla kadınları daha çok etkiliyor. Boşanma 'kırık kalp sendromu'na neden oluyor. Bu da kadınların kalp hastalıklarına yakalanmasına neden oluyor. Boşanma sonrası kalp hastalığına yakalanan kadınlarda damarlar açık olmasına rağmen kalp büyümesi oluyor.
Kadınlarda kalp hastalıkları yavaş ve sinsi seyretmekte. İlk kalp krizinde ölen kadınların üçte ikisinde önceden hiçbir belirti göstermediği görüldü. Sigarayı bırakmak, kalp hastalığına karşı savaşın birinci etkeni. Bel ölçüsü 80 cm altına inmeli. En önemlisi pozitif düşünmek.
Sedef hastalığı da tetikleyebilir
ABD'deki Pensilvanya Üniversitesi'nden Dr. Joel Gelfand başkanlığında yapılan araştırmada, farklı derecelerde sedef hastası 20 ile 90 yaşlarındaki 680 binden fazla İngilizin dosyaları incelendi.
Araştırmada, orta derecede sedef hastası 30 yaşındaki bir kişinin kalp krizi geçirme riskinin, sedef hastası olmayan aynı yaştaki kişiye göre yüzde 29 fazla olduğu ortaya çıktı.
Bu kişinin şiddetli derecede sedef hastası olması halinde kalp krizi geçirme riskinin 4 kat arttığı belirtilirken, ileri derecede sedef hastası 60 yaşındaki bir kişinin kalp krizi geçirme riskininse sadece yüzde 36 oranında arttığı kaydedildi.
• Araştırma Amerikan Tıp Dergisi'nde (JAMA) yayımlandı.
Trans yağların tüketimi kalp krizi riskini artırıyor
Kanlarındaki trans yağ seviyesi yüksek olan kadınların olmayanlara göre kalp krizi geçirme riski üç kat fazla.
Hamur işleri, kraker ve kızartılmış yiyecekler trans yağ zengini. Hidrojen yağların ve bu yağı içeren diğer besin kaynaklarının kullanımının kısıtlanması kalp-damar hastalıklarının azalmasına da yardımcı olur.
İşyerinde stres kalp krizi riskini önemli ölçüde arttırıyor
Araştırmalara göre, çalışma ortamındaki stres kalp krizi riskini yüzde 68 arttırıyor. Çalıştıkları ortamlarda kronik stres sorunu bulunan kişilerin kalp krizinden ölme riski diğerlerine kıyasla yüzde 68 daha fazla.
Menopoz sonrası kalp krizi riski
Menopoz sonrası kısa hormon tedavisi gören kalp krizi geçirmiş kadınlar, ikinci kalp krizi riskiyle karşı karşıya gelebiliyorlar.
Kalp hastalığı bulunan kadınlarda, menopoz sonrası östrojen hormonu terapisinin, kalp hastalığını önlemediği gibi kalp krizi riskini de tırmandırdığı belirlendi.
1800 kadında yapılan araştırmada, kalp krizi geçirdikten sonra hormon terapisi uygulanan deneklerin 111'inde, kalp sorunları yüzde 41 olarak belirlendi. Bu oran hormon terapisi görmeyen deneklerde ise yüzde 28 olarak saptandı.
Depresyon da kalp krizi riskini artırıyor
Anksiyete ve depresyon koroner arter hastalıkları olan kişilerde kalp krizi riskini arttırıyor.
Anksiyete ve majör depresyon, ani kalp sorunları yaşanması riskini açık biçimde arttırıyor. Bu hastaların kalp hastalıkları ve psikiyatrik sorunları için en uygun tedaviyi almaları ve bunu ertelememeleri gerekiyor.
Maç günlerinde risk yüksek!
Erkeklerin, milli takımlarının önemli bir maçı olduğu gün kalp krizi geçirme olasılığı diğer zamanlara kıyasla üç kat daha fazla!
Almanya'daki 2006 Dünya Kupası sırasında yapılan araştırmada ev sahibi takımın maçları olduğu günlerde kalp krizi ve atardamar sorunu sayısında hızlı bir artış meydana geldiği ortaya çıktı.
Araştırmacılar kalp hastalığı sorunu olan hastaların önemli futbol maçlarını izlemeden önce ilaç almaları gerektiğini söylüyor.
Şok diyetler ritmi bozuyor
Ani kilo kayıplarına yol açan ve 'şok' olarak nitelendirilen diyetlerin, kalp ritm bozukluğunun en önemli nedeni. Kilo vermek diyetisyen kontrolünde ve bilinçli yapılmalı.
Diyet çılgınlığı son günlerde küçük büyük herkesi etkisi altına almış durumda. Bu çılgınlığı başlatan ise değişen ve gittikçe zayıflığa bağlanan güzellik imajından başka bir şey değil.
Ancak şok olarak nitelendirebileceğimiz bu diyetler, kalp ritm bozukluğunun en önemli nedeni. Çünkü çok sıkı, çok kısa sürede aşırı derecede kilo kaybına yol açan bu diyetler, sıvı kaybı ve elektrolit dengesini bozduğu için ritmi de olumsuz etkiliyor.
Kalp krizi riskini ortadan kaldırmak mümkün
Bir kişinin hiçbir risk faktörü altında olmasa bile, hayatı boyunca kalp krizi geçirme riski yüzde yüzde 1 oranında. Sağlıklı beslenme ve hareketli yaşam, kalp krizini önlemenin en etkili ve klasik yollarından birkaçı.
Mutlu evlilik kalbi korur
Düzenli ve mutlu bir evlilik, kalp krizi riskini düşürür. Evli olmak, genelde toplumda kabul görme anlamına geldiği için evli olan insanlar toplumda sosyal barışı yakalar ve bunun getirdiği stres faktörlerinden de uzak olur.
Mutlu bir evlilik ve düzenli bir yaşam, kişinin kafasındaki bir takım sorumlulukların eve yönlendirilmesine neden olur. Her şeyden önce eş ve çocuklarla belli sorumluluklar düşünülür. Bu durum kadın için de, erkek için de geçerli.
Gülmek kalp sağlığı için çok yararlı!
Klinik olarak ağlamak ve gülmek aslında aynı şey. Yani her ikisi de duyguların boşalması anlamına geliyor. Genellikle aşırı üzüntü, öfke, aşırı yük gibi faktörler ağlama ya da gülmeye neden oluyor. Kişi gerçekten durumu kafasında algılayarak mizah duygusuyla hareket ederek gülerse, büyük oranda rahatlar. Gülmek, keyif hormonlarını salgılar. Stres hormonlarının baskılanmasına yardımcı olur. Bu sayede kalbe zararlı olan faktörler de ortadan kalkar.
Dünyanın tüm derdini siz sırtlamayın!
Savaşlar, doğal afetler ve patlayan bombalar kalbi yorar. Anlık üzülmeler kalbe çok büyük zarar vermez. Yani kişinin bir yakınını kaybetmesi halinde üzülmesi çok olağan bir durum, bunun dışında hareket etmesi düşünülemez. Ancak kişilik yapısı üzülmeye çok meyilli olan insanlar kendisi dışında çevresinde gelişen olaylara ve insanların yaşadıklarına çok hassas yaklaşabilir.
Çevredeki olayların çok fazla etkisi altında kalmak ve onlar için kederlenmek, kalbe oldukça zararlı. Kişinin sürekli kendini memnun ve mutlu edecek bir şeyler bulması, kalp krizi geçirme riskini düşürüyor.
Aşık olun!
Kişi aşık olduğu zaman fizyolojik açıdan vücutta bazı yararlı hormonlar salgılanır. Bu hormonların kalp sağlığı üzerinde çok olumlu etkileri var. Aşk çok büyük bir konsantrasyon. Kişiyi olumsuz çevreden koparıp, tek başına keyifli hale getiren bir olgu.
Sürekli masa başında çalışıyorsanız, kol ve bacaklarınızı çalıştırın
Sürekli masa başında olan insanların kalp hastalıklarına yakalanma riski çok yüksek. Bu kişilerin öncelikle masa başından kalkmaları gerekir. Hareketsiz olarak 2 saati masa başında geçirmek ciddi bir kalp krizi riski oluşturur.
Öncelikle günlük 45 dakikalık yürüyüş yapmak çok önemli. Otururken yapılabilecek egzersizler çok önemli. Bunlar; boynunuzu çevirin, bacaklarınızı karnınıza çekip uzatın, pedal hareketi yapın. Kollarınızı arkaya doğru açarak gerin.
Öğlen bir saat uyuyun!
Öğle saatlerinde ya da öğle sonrası bir saatlik uyku, son derece dinlendiricidir. Vücuttaki bütün stresi alır. Uyuduktan sonra geri kalan zamanı daha verimli değerlendirmeyi sağlar.
Öğle uykusu uyuyanların uyumayanlara göre kalp krizi geçirme riski yarı yarıya düşer. Çünkü uykuda bedenle birlikte ruhsal dinlenme de var. Fizik olarak uykusuzluğa dayanılabilir. Ama ruhsal olarak dayanmak mümkün değil. Ruhsal gerilim de vücutta zararlı hormonların salgılanmasına neden olur. Bu da kalp krizi riskini tetikler.
Doğum kontrol hapı kullanmayın!
Doğum kontrol hapı kullanımı, kalp damarlarında pıhtılaşma meylini artırır. Bu pıhtının damarların dışında akciğerlerde ve beyinde oluşma riski de çok yüksek. Doğum kontrol hapını çok büyük bir mecburiyet yoksa kullanmamakta yarar var. Hele bir de kişide kalp hastalığı söz konusuysa doğum kontrol hapından kesinlikle uzak durması gerekir. Çünkü uzun kullanımlarda damar içindeki pıhtı oluşma riski de artmaktadır.
Kalp dostu besinler
Sarımsak; içinde bulunan besin öğelerinden dolayı damar içinde pıhtılaşmayı engelleyerek koroner kalp hastalıklarının oluşma riskini azaltır. Her gün 1 diş sarımsak yenilebilir.
Balık ve balık yağı; kanama zamanını uzatır, damar içi tıkanıklarının azalmasında etkindir. İçeriğindeki omega-3 yağ asitleri yüksek antioksidan özelliğindedir. Haftada 2-3 kez balık tüketimini öneriyoruz. Somon, uskumru, ton, sardalya, omega-3 yağ asitleri bakımından zengin balıklardır.
Ceviz, fındık; yüksek antioksidan özelliği olan omega-3 ve E vitamininin yanı sıra magnezyum ve posa da içerir. Haftada 2-3 kez 6-7 fındık, 2-3 ceviz tüketilmelidir.
Yulaf, çavdar, tam buğday ununun; B ve E vitamini içeriklerinden dolayı kalp hastalıklarını önleyici özellikleri vardır. Yulaf gevreği, kepekli ekmek, kepekli makarna ve pirinç, bulgur tüketimini artırabilirsiniz.
Domates-karpuz; antioksidan özelliği olan likopeni yüksek oranda içerdiği için yapılan araştırmalarda kalp hastalıklarının oluşum riskini azalttığı görülmüştür.
Soya, yüksek protein içeriğinin yanı sıra içerdiği B1, demir, çinko, fosfor, magnezyum sayesinde kalp hastalıklarının engellenmesinde etkili oluyor. Yapılan çalışmalarda düzenli olarak günde 25 gr soya tüketiminin kalp hastalıklarının oluşum riskini azalttığı saptanmıştır.