Uzman psikolog Dilek Özcan, suç dosyaları kabarık bazı ailelerin suça yönelttikleri çocuklarında, ömürleri boyunca silinmeyecek travmatik etki yaratıldığını söyledi.
Özcan, ailelerin çocuklarını suça teşvik etmelerinin, çocuklar üzerinde olumsuz etki yarattığını belirterek, çocukların, ailelerine yönelik güvensizlik duygusunu bütün insanlara yansıtacaklarına dikkati çekti. Özcan, “Aileyi nasıl görüyorlarsa diğer insanları da öyle göreceklerdir. Ailelerine güvenmeyecek, bu güvensizliği de herkese yayacaktır. Bu çok ciddi ve vahim bir durumdur. Bu çocuklarla birebir ilgilenmek gerekir. Bizim gibi ülkelerin şartlarında, imkanlarında rehabilitasyon çok zordur” dedi.
Kişilik bozukluğu olanların çevrelerini suçlama eğiliminde olduklarını, anti sosyal, alkol, uyuşturucu kullanan ve çevre algıları çarpık kişiler olduğunu vurgulayan Özcan, şunları ifade etti:
“Bozukluklar genler ile gelecek kuşaklara aktarılır. Ayrıca, acı çekmek, yaşamlarının parçası olmuştur. Bu şiddet eğilimini de beraberinde getirir. Bunları rehabilite etmek ne kadar işe yarar çok tartışmalıdır. Pek gerçekçi değil, sevgi ve ilgi gösterilirse tabi ki düzelme olur ama Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün sosyal sorumluluk projeleri kapsamında gerçekleşir” diye konuştu.
YÜKSEK GÜVENLİKLİ MERKEZLER
İzmir Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yetkilileri de Çocuk Şube Müdürlüğünden kendilerine intikal eden çocukların öncelikle suça eğilimlerini belirlediklerini, çocukları yaş, cinsiyet, suç türü, mağduriyet durumu, suç alışkanlığı, suç geçmişi, madde kullanıp kullanmadığı ve tedaviye ihtiyacı bulunup bulunmadığına yönelik ayrımlar yaptıklarını söylediler.
Çocukların bu ayrımdan sonra rehabilitasyon merkezi, yuva veya yurtlara gönderilmelerinin söz konusu olduğunu belirten yetkililer, şunları dile getirdiler:
“Söz konusu suçu ilk kez işliyorlarsa 12 yaş altındakileri yuvaya, üstündekileriyse yurda yönlendiriyoruz. İstemedikleri takdirde burada tutamıyoruz. Çoğu suça eğilimli ve madde bağımlısı. Bu nedenlerle kimsesiz çocukların yanına koymamız ve öğrencilerin arasında eğitim görmeleri zor bir durum. Bu çocukların önce tıbbi, daha sonra sosyal rehabilitasyondan geçmeleri gerekir.”
Batı'da “Yüksek Güvenlikli Merkezler” olarak adlandırılan sistemler bulunduğunu ifade eden yetkililer, “Bugüne kadar izlenen projeler içinde en sağlıklısı bu merkezlerdir. Türkiye'de de kurulmalarını arzu ediyoruz” dediler.