Masaj sadece kas rahatlaması değil aynı zamanda dokunmanın gücünü yeniden keşfetmenin bir yolu.
Guardian gazetesinde ünlü terapist Aleksandrowicz imzasıyla yayınlanan bir yazı insanların birbirlerine temas etmeye büyük ihtyaç duyduğunu ancak modern yaşamda insanlararası temasın giderek azaldığına dikkat çekiyor.
Aleksandrowicz fizyolojik düzeyde ele alındığında ise kaslardaki gerilimi rahatlatmak için masajdan daha iyi bir yol bulunmadığını, bununla birlikte masajın bütün vücut fonksiyonlarının da daha etkin bir şekilde çalışmalarını sağladığını da belirtiyor. Masaj düzenli şekilde yapılırsa hem fiziksel hem de zihinsel anlamda güçlendirici etkiye sahip. Bunlar masajın zaten bilinen özellikleri.
Ancak ünlü terapist masaj sırasında gerçekleşen ovma ve yoğurma hareketlerinden öte bir boyut olduğunu da düşünüyor. Dokunmamanın bütün insan ilişkilerinin temelini oluşturduğunu ancak bu fikrin masaj kitaplarında ihmal edilmiş olduğunu belirten Aleksandrowicz “Dokunmak, belki de bütün duyuların anasıdır. Ama bugünkü modern toplumda dokunmak artık bir tabu haline geldi. Şiddet veya cinsel istismar gibi anlamlarla özdeşleştirildiği için artık ‘basit ve saf bir insan teması’ hayatımızdan çıktı gitti.” diyor.
DOKUNMAYA KORKUYORUZ
Ünlü terapist şöyle devam ediyor: “Başkalarına dokunmaya korkuyoruz. Başka bir insanın fiziksel anlamda yakınlaşmasını bırakın takdir etmeyi, kabul etmeye bile istekli değiliz. Kalabalık yerlerde veya tanımadığınız insanlarla bir araya geldiğiniz bir asansörde, kendinizi nasıl geriye çektiğinizi düşünün. Ama hepimizin ‘dokunulmaya’ derin bir ihtiyacı var. Uzun bir günün sonunda omzumuzda bir elin sıcaklığını veya zorlu anlarda başımıza nazik bir dokunuşu hissetmek istiyoruz.”
Beata Aleksandrowicz ve çalışmaları hakkında daha ayrıntılı bilgi için www.puremassage.com