Sağ göğsünüzün altında dövmeniz mi var? Yoksa bir çeşit doğum lekesi falan mı? Aydınlatırsanız sevinirim. (Ali)
- Aydınlatıyorum Ali Bey, dövme. Sevgilimin adı yazıyor, gururla taşıyorum!
İZ Mİ?
CNN'de yayınlanan programda sağ memenizin yanağında bir iz dikkatimi çekti. Geçmiş olsun, ameliyat izi mi? Oysa siz bizimle her şeyinizi paylaşırsınız, ben mi okumadım, siz mi yazmadınız Aman dikkat edin kendinize. (İhsan C.)
- Teşekkür ederim ilginize. Ameliyat izi değil o, sevgilimin adı yazıyor. Erkeklerin de yüzümüze filan bakmadığı anlaşılıyor! Oysa dövme yaptırdığımı yazdım da, hatta yerini bulun diye espri yaptım, atlamışsınız demek ki.
JPS DEĞİL GPS
Ben mühendisim. JPS diye bir şey yok, doğrusu GPS olacak: Global Positioning System. Sizden çıkan sinyalleri özel bir uydu alıyor, "process" ediyor ve nerede olduğunuzu bildiriyor, hem size hem de başkalarına. Yeni, küçük ve çok ucuz olanları var. Alya için bir tane alın, ceketinin cebine koyun. Yaramaz, nereye giderse haberiniz olur. Google'dan GPS diye girin binlerce var. Yazılarınızla günlük hadiselerden yarım saatliğine de olsa bizi ayırdığınız için size teşekkür ediyorum, hayatımıza renk katıyorsunuz. (Kerem S. G.)
- Ben de size teşekkür ediyorum, çünkü hatamı yüzüme son derece nazik bir şekilde vurmuşsunuz. Evet öyle bir salaklık yaptım, GPS yerine JPS yazdım ve Türkiye'deki bütün gerçek ve fahri mühendislerin hışmına uğradım. Demediklerini bırakmadılar. Küçük olanlarından haberim yoktu, fena olmaz Alya'nın cebine bir tane koymak. Ama o uyanık, bulur onu, dişler-mişler...
AİLE İÇİ KÜSMELER
Benim de annem ve dayım yıllar önce küstüler ve annemin tüm çabalarına rağmen barışamadılar. Maalesef birkaç yıl önce de anneciğimi kaybettik. Dayım annemden sonra çok üzülmüş, çok pişmanlık duymuş, günlerce ağlamış ama neye yarar? Kardeşlerin böyle saçma sapan nedenlerle birbirlerine küs kalmalarını hiç anlamıyorum. (Gülden S.)
- Dayımla annemin küs olduğunu yazdıktan sonra, inanılmaz çok sayıda aile içi küslük maili aldım. Amma çok birbiriyle küs aile ferdi varmış. Ne fena. Aman ha. Allah kardeşleri birbirine düşman etmesin!
TAHTAYA VUR
Seni dün CNN'de izledim. Hayranlık-kıskançlık karışımı bir duyguyla, bir parça da gıpta serpiştirilmiş vaziyette. Ben derim ki tahtaya vur, poponu kaşı, bir şeyler yap, nazara gelme valla. Umarım parmak arası terlik kıvamındaki hayatın hep böyle gider hiç azalmadan ve hep artarak ve hep sevgiyle. (Canan.)
- Ne hoş yazmışsın. Ne kadar güzel ve samimi temenniler. Beni seviyorsun belli ki. Herhangi bir kadınsı gıcıklık, dokundurma, küçümseme, aşağılama yok. Teşekkür ediyorum. Bana dilediklerinden daha fazlasını sana diliyorum.
EXPAT Mİ?
Expat sözcüğünün anlamını sayenizde öğrendim. "Kendi vatanından başka bir yerde yaşayan, çalışan kişi" demekmiş. Biz bugüne kadar "Gurbetçi" diyorduk, Almanlar da bizim gurbetçi işçilere "gastarbeiter" diyordu. Acaba siz "gurbetçi" kelimesini avam bulduğunuz, yazınızdaki hanıma ve onun sınıfındakilere yakıştıramadığınız için mi "expat" demeyi tercih ettiniz? (Yiğit Y.)
- Ne alakası var, avam filan gelmiyor sadece durumu izah etmiyor. "Gurbetçi kavramı"nda, mecbur olduğu için kendi ülkesinin dışında çalışan anlamı var. Oysa "expat", gönüllü olarak, öylesi işine daha çok geldiği için, yurt dışında çalışan demek. İmkanı olduğu halde dönmeyi tercih etmeyenler "expat"lar var mesela. Benim içinse "expat", herhangi bir milletin vatandaşından olmaktan ziyade, dünya vatandaşı olmak demek.
ATA'YA HAKARET
Facebook adlı sitede Atatürk'e edilmeyen hakaret, denilmeyen söz kalmamıştır. Bu rezalete bir son verilmesini istiyorum. Ne yapılabilir? (S. Karadağ)
- Herkes dilediği kişi hakkında, dilediği şeyi düşünmek de özgür. Bence yani. Biz Atatürk'ü seviyoruz diye, başkaları da sevmek zorunda değil. Ama Atatürk'e hakareti sıradan kılmak için her mecradan yararlanmaya kalkışmak ve Atatürk'e hakaret etmek başka. Buna kimsenin hakkı yok. Buradaki amaç Atatürk üzerinden cumhuriyetin temellerine dinamit yerleştirmek. Bu da müsaade edilmemeli ama Facebook'u kapatalım demek de manasız. Bir şey yapmak gerekiyor ama ne? Kafa patlatıp bulacağız...
EMNİYET KEMERİ
Bir yazınızda siz arabada gidiyorsunuz, Alya kucağınızda yatıyor ve ayaklarını cama dayıyor. Bu, ne anlama geliyor? Alya emniyet kemeri takmıyor! Çok üzüldüm sizin için. Çok üzüldüm onun için. (Mehmet E. G.)
- Ne deseniz haklısınız. Ama takıyor Alya emniyet kemeri. Dubai'de "car seat"i var onun içinde oturuyor ve bağlanıyor, Almanya seyahatinde de bağlıydı. Yol güvenliğine kafayı takmış bir sevgilim var, gestapo gibi, kolaysa bağlanma! Biz arka koltukta bile emniyet kemeri takan bir aileyiz ama Almanya seyahatinde, yol uzundu, uykusu geldi, bir iki kere kucağıma yattı, o doğru. Yapmamam gerekiyordu. Haklısınız. Sizden de bir şey kaçmıyor!
ALYANS
Buzda Dans'ta felakettin, bu sefer ise sendin. Ben karşımda yazılarını okuduğum kadını buldum. Bilmediğim sadece sevgilinin yüzü, konuşurken ellerini ne kadar çok kullandığın ve alyans takıyor olmandı. Bazı insanlara alyans anlamsız gelir, senin parmağındaki yüzük hoşuma gitti doğrusu. Ben de ellerimi senin gibi çok kullanırım, o heyecanlı halini de sevdim. Ve seni kendime yakın hissettim. Yazılarını okumaktan keyif alışım da bu sebeple. Doğal olman, hayatını bile bizlerle paylaşmaktan çekinmemen. (Arzu B.)
- Ne şahanesin. İnsanın böyle okurları varsa, onu kim tutar? İyilikler, güzellikler diliyorum ben de sana. Alyansa gelince, benim hoşuma gidiyor takmak ama sevgilimin takmaması beni hiç rahatsız etmiyor. Boynuna çökmem takması için. Özgür. Sadece yüzük konusunda yani..!