Son zamanlarda, insanlarda, ölüm sonrası fantezileri artmaya başladı.
"Benden sonra tufan" demek yerine, olmasını istedikleri şeyleri planlamaya çalışıyorlar.
Ufuk Güldemir cenazesini planladı mesela. Frank Sinatra'nın "My Way" şarkısı ile uğurlanacaktı, öyle de oldu.
Leyla Gencer'in küllerinin boğaza serpilmesi bir törene dönüştü, aryalar, o sularda gezindi durdu.
Yıldız Kenter de, Gencer gibi yakılmak istediğini açıkladı, insanlar tepki gösterdi.
Oysa ne alakası vardı.
İnsanlar ölüm biçimlerini planlayamadıklarına göre, hiç değilse sonrasını planlamaya çalışıyorlar.
* * *
Ölüm sonrası düzenlemelerinden en çok hoşuma gideni Almanya'da...
Annemin arkadaşlarından birinin annesine uygulanmış.
Bir orman var, kadıncağız yaşarken gitmiş o ormanda ruhuna en çok hitap eden ağacı seçmiş.
Neden?
Altına gömülmek için.
O ormanın özelliği bu.
Her ağacın altında biri yatıyor.
Aileleri de sonradan gelip, orada kareli örtüler serip piknik yapıyorlar.
Hem rahmetliyi anıyorlar, hem hep birlikte güzel bir gün geçirmiş oluyorlar.
Sizce de çok hoş değil mi?
ÖZENSİZ TABUTLAR
Konuyu ölümden açmışken, sinirimi bozan bir şey itiraf etmek istiyorum.
Bizdeki tabutlar.
Kötü duruyor, özensiz duruyor.
Boyalı değil, vernikli değil, adi tahtadan, üstelik derme çatma yapılıyor.
Bahçe çitleri bile daha özenli.
İçinde yarım saat kalsan bile...
Ölülerimiz daha fazla saygıyı, itinayı hak etmiyor mu?
Sonradan atılacak bile olsa, o tabutun doğru düzgün bir şey olması gerekmez mi?
Hayatın diğer alanlarında gösterdiğimiz özeni, biraz olsun bu son yolculuklarda da göstermek bu kadar zor mu?
DUBAİ'DEKİ ŞAHANE DIŞİŞLERİ
4 yıldır Dubai'de yaşıyorum.
Bugüne kadar Türk Büyükelçisi'yle tanışamadım.
Çünkü Abudabi'de ikamet ediyor, Dubai'de sadece başkonsolosluk var.
Dubai Başkonsolosu Murat Yavuz Ateş, geçenlerde evinde bir davet verdi ve burada yaşayan birsürü Türk'ü, Büyükelçi Hakkı Akil ile tanıştırdı.
Acayip hoşuma gitti.
Daha sonra aynı Büyükelçi'yle Dubai'de, bir İngiliz pub'ında üzerimizde ay yıldızlı formalarla Hırvatistan maçını seyrettik, (kedisever) eşi de vardı. Nasıl bir coşku yaşadık anlatamam.
Büyükelçinin bizimle böyle bütünleşmesi, hepimizi mest etti.
O zaman ne oluyor, insana güven geliyor, benim arkamda ülkem var diyorsun, resmi simge de yanında (üstelik Galatasaray Liseli hoş sohbet ve esprili bir simge), yabancı bir ülkede tek başına değilmişsin hissi geliyor.
Bu arada Başkonsolos da çok hoşuma gidiyor, çünkü bisiklet kullanıyor.
Arayan olursa, "Pardon bisiklete biniyorum şu anda, birazdan arayacağım!" diyor.
HAMİŞ: Bir süre önce Dubai Konsolosluğu çalışanlarından Arzu Hussein'i kaybettik, kansere yenildi, çok çok özel bir kadındı. Ailesine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.
TRAVMA OLAYI ÜZERİNE KÜÇÜK BİR NOT
Travma, insan hayatında bir gerçekliktir.
Ama kurtulmak istediğimiz bir şeydir.
Siz hiç travmasıyla barış içinde, mutlu mesut yaşamak isteyen birilerini gördünüz mü?
Boşuna uğraşmayın, göremezsiniz!
İnsanlar, bir travma ile karşı karşıya kalmışlarsa, onu nasıl bertaraf edeceklerini hesap ederler... Ki o travmayı atlatabilsinler, rahat ve istedikleri gibi yaşayabilsinler, nefes alabilsinler, kendilerini baskı altına hissetmesinler... Ve kendilerini sarsan travmadan, toptan kurtulabilsinler!
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, "Atatürk devrimleri travma yarattı" derken, açıkça fikrindeki zikrine yansıtmıştır.
Bu da bu kadar kolay geçiştirilecek bir hadise değildir.
FRANSIZ KOMŞUM FATİH TERİM'E BAYILIYOR
Kocası da kendisi de.
Onlar Zidane da bayılıyorlar.
Kız kardeşine küfrettiği için Materazzi'ye kafa atmasına rağmen.
Onun raconu olduğuna inanıyorlar. Tıpkı Terim gibi.
Beyaz gömlekli, yerinde duramayan, sürekli müdahale eden hali çok hoşlarına gidiyor. Pek bir Akdenizli, hatta İtalyan buluyorlar. Bir de Avrupa basınında çıkanları takip etmişler, Türk milli takım teknik olarak çok iyi bir ekip değil ama Fatih Terim onlara öyle bir inanç aşılıyor ki, yenemeyecekleri takım kalmıyor, başarıdan başarıya koşuyorlar diye düşünüyorlar.
Bilesiniz istedim...
Meraklısına hamiş: CNN Türk'de yayınlanan "Hayatım ve Şehrim" programı üçüncü kez ekrana geliyor.