Bu çekim hayatta bitmez diye düşünüyordum ki telefonumun tepesindeki kırmızı ışık yanıp sönmeye başladı. Bir mesaj: “Hıdırellez unutma!” diyor.
Unutur muyum hiç? Bu yıl çok canı yürekten dileklerim var. Hemen çekim ekibine gaz verdim. “Bu akşam Hıdırellez, unutmayın. Şimdi dileklerimizi bir kağıda çiziyoruz sonra da kırmızı iple gül ağacına asıyoruz. Bir de para gömücez ağacın altına. Sabah çıkarıp bir yıl boyunca cüzdanımızda saklıycaz” diye yapılacakları söyleyip harıl çizim yapmaya başladım.
Bir anda yönetmeninden kameramanına dek bütün ekip kâğıt arayışına başladı. Ve tabii kulaktan kulağa yayılan motive edici fısıltılar da eksik değildi.
“Emre Bey geçen yıl tiyatro binası çizmiş, bak bu yıl tiyatrosu oldu!”
“İclal Hanım Türkiye’ye ilk geldiğinde yapmış bunu, TV çizmiş kağıda, o yıl televizyonda çalışmaya başlamış.”
“Hayır hayır 1 lira göm. Elli kuruş gömersen daha az para gelir.”
***
Neyse efendim; bir telaş, bir koşuşturma, kurdeleler bulundu, dilekler çizildi. Bahçedeki gül ağaçlarının etrafına paralar gömüldü, dilekler asıldı, biz de işimize devam ettik. Ertesi gün köşkte işim olmadığı için çekim bittiğinde “nasılsa yeni gün başladı, eh sabaha da az kaldı” diyerek dilek kâğıdımı ve paramı almak için gül ağacının yanına gittim. Önce dileğimi aldım, sonra paramı almak için işaretlediğim taşı kaldırdım, aaa o da ne! Para yok... Gömdüğü kemiği bulamayınca derinlemesine arayışa giren yavru köpek misali toprakta küçük bir çukur açtım ama hayır, para yerinde yok.
Ertesi gün kız kardeşime “Hıdırellez param çalındı” dedim telefonda. Niyeyse o bunu çok komik buldu ve 1 liramın kimi zengin edeceğini çok merak ettiğini söyledi. “Mesele 1 lira değil kiiii. Çalan her kimse hayallerimi, hakkım olan gelecek paramı çaldı” dedim tıslayarak. “hekehekehhhkkhh” diye uzun uzun güldü. Hatta gülmekten konuşamadı.
“Şu anda paramı çalan serseme lanet mi okumalıyım yoksa vardır bunda da bir hikmet, hırsız berekettir mi demeliyim, bilemiyorum” diyerek telefonu kapadım ve çekim mekânından içeri girdim.
***
Allah sizi inandırsın karşılaştığım manzarayı benzetecek, kıyasalayacak bir resim yok hafızamda. Komik bir hüzün hâkimdi herkeste. Çünkü bizim Hıdırellez faresi sadece benim paramı değil bütün ekibin 1liralık gömüsünü çaldığı gibi dilek kâğıtlarını da götürmüş!
Yok daha neler artık değil mi? Dileğimiz de çalındı!
Dünya çevre felaketini protesto etmek amacıyla dünyayı dolaşan kaktüs projesini duymuş muydunuz? Şehrin çeşitli yerlerine bırakılan yünler ve şişlerle başlayan örgü her gelenin iki sıra örmesiyle uzayacak, kaktüs ağacına dolanarak tüm dünyayı dolaşacaktı. Ne oldu? Nişantaşı’nda yünler çalındı. Almanya’da başlayan proje YİNE Türkiye’de durdu. Türkiye projeden çıkarıldı. Tecavüzcünün, hırsızın uluslarası şöhret yaptığı bir ülke olduk artık.
Dileğimizi bile çalınıyor yahu...
Kemal Derviş açıklama yapmış: Brezilya ve Türkiye enflasyonda kötü sona yürüyor.
Mey İçki açıklamış: Türkiye’de içki satışları azaldı.
Bu durumda giderek az içki içen ve muhafazakâr ama kleptoman, üstelik çarpık sekste ve enflasyonda Brezilya’ya çalım atan “ortalama” bir toplum olduk mu sana? Toplum mu olduk? Ortalama mı olduk? N’olduk?