Osman abi de gitti. Ve memleketin güzelim ormanları yanıyor... Ve Ankara’da bebekler ölüyor. Hastane mikrobu yüzünden diyorlar ama Başhekim “85 yıllık hastaneyiz, bizim tadilatımız, boyamız bitmez” diye yanıt veriyor. Pazar sabahı, baş ağrısı, sıcak nemli hava... Gazeteler içinde haber, haber içinde keder... Esin abla ilan vermiş, doyamadığım aşkımı Osmanım’ı kaybettim diye. Ah, Esin abla, sen ne yapacaksın şimdi? Konya’da yerle bir olan yurt binası, altında kalan çocuklar, Güngören’deki terör utancının önüne geçti ve de... Sıcak, nemli ve sıkıntılı bir hava...
***
İyi bir yağmur yağsa... Açık pencereden seyretsem, biraz üşüyerek, biraz ıslanarak... Arabaların, çatıların, camların, ağaçların üzerinden kayarak aksa şu toprağa... Çamur, sıcak, su, yaz, sonbahar koksa... Asfalttan yükselen buharı görsem... Saçak altına sığınan insanları ve apartman kapılarının önüne kıvrılan kedileri... Yağmur üzerimize çöken, içimize sinen bu iç burukluğunu, bunaltısını alıp gitse... Ölüm kokmasa evler, hastaneler, yurtlar... Otobüs duraklarında bulmasa insanı bombalar... Yağmur yağsa, alsa götürse Azrail’in giderken bıraktığı izleri...
***
Aşiyan’dan her geçişte bir klakson sesiyle Orhan Veli’yi selamlamayı âdet edinmiştik Ankara’dan ilk geldiğimizde. Ne zaman o mezarlığın önünden geçersen bir ufacık dokunuşla merhaba dersin orada yatan Orhan Veli’ye. Ve hatta vaktin varsa elinde kitabı, omzuna konmuş güverciniyle heykelini de görebilirsin “Urumeli Hisarı’na oturmuş, oturmuş da bir türkü tutturmuş” o garibin... Aşiyan’dan her geçişte iki kez dıt dıt yapın artık küçük dokunuşlarla... Biri Orhan Veli’ye biri de televizyona iş yapmış, pek çoğumuzun ağabeyi-arkadaşı olmuş Osman Yağmurdereli’ye...
***
Esin ablayla balkona oturur Boğaz’dan geçen gemileri sayardı Osman abi. Sessiz sedasız hep özledikleri ama sahip olamadıkları o evlat için birikmiş sevgilerini dağıtırlardı, köpeklerine, çiçeklerine, sevdiklerine... “Osmanım” derdi Esin abla... “Esincim canım” derdi Osman abi... Gidenin giderken bıraktığına düşüyor ateş... Gerisi laf... Yağmur yağsa... Azrail’in bıraktığını silip götürse... Giderken geride bırakılanların yüreğini serinletse...