Geçtiğimiz haftalarda bir yazımda evlat edinildiğini 30 yaşına geldiğinde öğrenen bir arkadaşımdan bahsetmiştim.
30 yıl boyunca anne, baba, teyze, kuzen bildikleriyle aslında bir kan bağının olmadığını, çocukluğundan bu yana baktığı albümlerdeki bebeklik fotoğraflarının bile eve getirilişinden sonra hazırlanmış mizansenler olduğunu, büyük bir yalanın içinde yaşadığını otuzuncu yaşında anlamış ve büyük bir depresyona girmişti.
Öfkesini kime yönlendireceğini bilemiyor, yaşamındaki bu korkunç sırrı bir türlü çözemiyordu. 12 yıl boyunca onu büyüten annesini üzmemek için bu arayışını ertelemişti.
Çocuğu olmuyordu arkadaşımın. Bir doktor kontrolü sırasında “ailenizdeki genetik yapı, şeker, kalp vs” sorusuna yanıt verememek onu ürkütmüş ve kendisini dünyaya getiren anne babasını bulmak için yola çıkmıştı.
Elindeki birkaç ipucuyla birlikte daha ne bulabilirim diye düşünürken ben bu köşede bir yazı kaleme aldım. Bir e-mail adresi verdik. Oya Yosunkaya ismi herhangi bir okura bir şey anımsatıyorsa lütfen bize destek olun dedik.
Birkaç e-mail elimizdeki parçaları birleştirmemize yardımcı oldu.
***
O yazımdan sonra pek çok kişi arkadaşımın kim olduğunu öğrenmek istedi. Bir gelişme olup olmadığını sordu.
Elbette Oya Yosunkaya evlat edinme işlemleriyle ilgili kayıtlardaki ismiydi. Şu anda başka bir isim ve soyadı taşıyor. Bugün 42 yaşında. mutlu bir evliliği var, dünyanın pek çok ülkesinde yaşamını sürdürebileceği iyi bir eğitimi almış ve ekonomik durumu oldukça iyi.
Kitaplarıyla, uzun seyahatlerle, sağlam dostlukları ve sevgili eşiyle dolu huzurlu yaşamında sadece kafasını kurcalayan bir gerçeğin peşindeydi.
Uzun beklentilere ve çabalara rağmen Allah ona bir çocuk bağışlamamıştı. Onu büyüten ve bugün bile adını her anışında gözlerinden özlem dolu yaşlar akmasına sebep olan babası bir evlat edinmesi gerektiğini telkin ettiği yıllarda ölmüştü.
Yıllar sonra evlat edinildiğini öğrendiğinde eski, siyah beyaz fotoğraflara bakarken babasının onu kucaklayışındaki içtenliği, koruyan, kollayan bakışlarını daha başka bir gözle incelemiş ve daha, daha, daha da çok sevmişti babasını...
***
Arkadaşım yazımın yayınlanmasından bir hafta sonra annesi olduğuna inandığımız kişiyi buldu.
Ancak...
İki sebeple onunla karşılaşmamaya ve kendini asla göstermemeye karar verdi.
Birinci sebebi şu:
Çocuğu olmadığı halde bir evlat edinmeye cesaret edemediği için onu büyüten, evlat edinen annesi kadar cesur bir kadın olamadığını düşünüyor. Bu hayranlık ve minnet sebebiyle de zihninde karanlık kalan “neden, nasıl” sorusunun yanıtını almak için onu zorlamıyor. “Ben anne aramıyordum, gerçeği bilmek istiyordum, susuyorsa canı sağolsun” diyor.