Senelerce sigara içip sonradan bırakmaya karar verenlerin azılı sigara düşmanlığını bilirsiniz. Olur olmadık yerde sürekli sigaranın zararlarını anlatır, içmek isteyenlere engel olur, arıza çıkarırlar. Onlardan daha büyük, daha azılı, daha cevval sigara düşmanı yoktur.
İçicinin kendisine yaptıklarından başlayıp, çevrelerine verdikleri zararlarla devam ederek insanın içini daraltırlar. Bu abartlı nefretleriyle sigara içmeyeni bile o kadar bıktırırlar ki adeta sigara içmeye teşvik ederler.
Nerede elinde bayrak, sigarayla mücadele eden birini görsem sorarım: “Siz ne kadar içtiniz, ne zaman bıraktınız?” Sigara içenleri yargılayış ve suçlayışları kendi içlerindeki nikontin ve katranı temizleme amaçlı canhıraş bir öfke taşır.
***
Ya sonradan Müslüman olanlar... Bugün her yerde gördüğümüz bir zamanların “az” bugünün “çok” Müslümanlarının kendi “kafasını” ya da aile kadınlarının kafalarını kapattırışlarına ve verdikleri büyük türban mücadelesine ne dersiniz?
Din değiştirenler ve inançta azdan çoka geçenler bana korkutucu gelir. Bağnazlıkları, sakalları, yeşil takkeleri, cüppeleri, katı davranış biçimleri ve şekilsel takıntıları hele ki dönen bir Hristiyansa, daha da ürkütücü olur. Sonradan dindarlar azılı bir avcıya dönüşür çünkü... Yargıları Tanrısal büyüklüktedir.
Ellerine birer tırpan alıp, günahkâr ve sevapkârları ayıklamayı Allah’a bırakmayacak kadar işgüzardırlar çoğu zaman. İçlerindeki geçmiş günlerin tortusunu ve günahlarının balçığını temizlemeye kararlı bir öfkeyle bakarlar “ötekilere.”
***
Peki ya paraya, pula, cemiyete sonradan kavuşanlar? İnsanları çantasına, ayakkabısının markasına ya da saatine göre değerlendiren, hiçbir davete hayır demeyen, aynı mekânlarda tatil yapıp, aynı mekânlarda yemek yiyen, aynı mekânlar için eğlence kavgası veren sonradan sonradan sonradan sosyeteye ne demeli? Herkese burun kıvırmalarına, aralarına girmesi muhtemel her yeni adaya “görgüsüz, bilgisiz” muamalesi yapmalarına? Onlarda da sonradan Müslümanlara benzer bir insan avcısı, kalite yargıcı tavrı yok mudur? Öz değerlerine duydukları şüpheyi sanki başkalarını paralarlarsa yükseltebileceklerini sanmaktadırlar sanki...
***
Ama ben en çok iletişim ve medya dünyasındaki “sonradan”lardan hoşlanmıyorum. O sonradan gelip açığı kapatma telaşı içindeki hırçın, sefil, çirkin yargılarından yani... Her şeyi en bilen, bir bilen adamların ve kadınların uzaktan tükürmede usta kesilip, bilek savaşında titreyen hallerinden. Gerçek din, gerçek dindar, gerçek zengin, gerçek soylu, gerçek bilgi, gerçek insan... Mutlaka görmüşsünüzdür. Gerçeğin derin bir sessizlikten geçtiğini yani...