Doğumdan sonra Dr. Yasemin Bradley’in titiz kontrolü altında zayıflarken, TV’de yemek programı izler ve yürüme bandı üzerinde ter atardım. Bir gün eski halime kavuşup ekranda gördüğüm o uzak ülkelerde içeceğim limonçelloların, yiyeceğim deniz mahsullü spagettilerin hayalini kurardım. Yemek ve seyahat programları moral verirdi. Aç ve mutfaktan uzak olduğum için depresiftim.
Çağımız düşünce yapısı ve “geçer değerleri” insanları zayıf olmaya sürükleyen müthiş bir baskı uyguluyor... Pek çok nedenle hem de. Moda ve tamamlayıcı ilaç endüstrisinin medya üzerindeki ekonomik gücü ateşe durmadan odun atan eller, farkındasınız.
***
Birkaç yıl önce bir kadın dergisinin başına geçmem söz konusu olduğunda yabancı ortaklar yurt dışında bir hazırlık döneminden geçmemi istemişlerdi. Büyük yayıncıların, çok satan dergilerin yöneticileriyle uzun toplantılar yapabilmemi, eğitimler almamı ve konferanslara katılmamı sağlamışlardı. Bana çok faydası olduğunu düşündüğüm o eğitim sürecinden sonra aklımda iki önemli madde vardı.
1- Kendi okur kitleni yaratarak bir cemaate dönüştür ve cemaatini büyüt.
2- Diyet listeleri yayınla! Daima çok satar!
***
Diyet listeleri çok sattırdığı için mi medya sürekli bunu pompalıyor yoksa medya bunu pompaladığı için mi zayıflamakla çok ilgileniyoruz artık takip edemiyorum. Yılın en az yedi ayı diyetteyim. Dışarıda orada burada karşılaştığım herkesin “ama siz ne kadar ufak tefeksiniz, üstelik genç ve güzelmişsiniz de” demesinin bende yarattığı bıkkınlığı ve “demek ekranda iyi görünebilmek için daha da zayıflamalıyım” düşüncesinin o büyük sıkıntısını anlatabilmem mümkün değil. Zayıf olmak gençlik ve güzellikle eş bir durum demek ki. (Öyle mi?)
Bu yaz bir yapımcı ile yeni projesi için buluştuk. Beni gördüğünde elimi sıkarken “Hay Allah, biz aslında çirkin birini arıyorduk bu rol için. Sizi daha kilolu sanıyordum ben. İki Aile dizisinde hani daha şey görünüyordunuz ya, anne olarak tabii...” dedi. Evet, vallahi aynen böyle dedi. Üstelik bu ve benzeri yorumları yaz boyunca yapımcıların çoğundan duydum. Yani bu öyle bir şeydir ki şişmansanız annelik dışında hiçbir rolü, elbiseyi, aksesuarı ve hatta eli yüzü hallice bir erkeği dahi yakıştıramazlar yanınıza. Bunu sözlü ve yazılı yorumlarla iletmeleri yetmez bakışla, davranışla pekiştirirler. Gerçek halim ve ekrandaki devanası görüntüm arasında bir yere sıkışan hayatımda ben de çeşitli anılara sahibim elbette.
***
Hiç unutmam, bir köşe yazarı bir gün “filanca kişi İclal Aydın’la olacağına gidip eşcinsel olsaydı daha iyiydi. Piyasada bir sürü güzel manken kız var” diye bir yazı yazmıştı. Mankafa olmakla, yetersizlikle, şunla bunla itham edildiğim olmuştu da çirkinlikle ve şişmanlıkla suçlanacağım da hiç aklıma gelmemişti diye düşündüğümü hatırlıyorum. Şişmanlığımdan çok yazının faşizan üslubuna çok içerlemiştim ne yalan söyleyeyim...
***
Çikolata kraliçesi Leyla Akçağlılar’ın ürettiği çikolataların tadına bakamadan sürdürdüğü 21 yıllık diyetinin hayatına mal olduğunu okudunuz dün.
Ama diyet listeleri, sağlıklı yaşam yazıları gazeteleri, dergileri çok sattırdığından(!) devamı gelecek elbette. Süper kadınlardan oluşan şarkıcılar, televizyon ünlüleri, yazarlar, editörler ve sadece tahta gibi kadınlara yönelik tasarlanmış o şahane elbiseler bizi zayıflamaya sürükleyecek. Ben yine yılın yedi ayı diyet yapacağım, siz yine sağlıklı olmak için çabalayacaksınız... Ne yazık ki görsel faşizm giderek yükselecek...