Bazen hiçbir çıtırtıya, gürültüye, boş konuşmaya tahammül edemiyorum. Televizyonun sesini kapatıp, akan resimlere bakarak seyretmişliğim dahi var!
Ve bu yüzden çağımızın yeni harikası “konuşan eşyalarla” dolu bir hayat düşünemiyorum.
Yeni haber: Navigasyon aletleri Türkiye’de de konuşmaya başlayacakmış!
Hani şu yol gösteren, uydu bağlantılı şahane aletler var ya, arabalarda ekstraya giriyor ve fiyatın birkaç bin euro yükselmesine sebep oluyordu. Telefonların olmazsa olmaz özellikleri arasına girmişti. Şimdi bir grafik animasyon olmaktan çıkıp, konuşan bir kadına dönüşecek...
Üstelik konuşan mutfak aletlerine, sesli çağrı yapmaya bile alışamamıştık henüz!! Hele bu bir de yol tarif eden kadın... Amannn (Türkiye’deki ses büyük ihtimalle erkek olur. Reklamlarda da onu alın, bunu alın diye buyuran ses erkektir ya hep. Al dedim!!)
***
Geçen hafta sevdiğim bir komedi dizisinde konuşan ayakkabı almıştı kahramanımız Berg. Aman ayakkabıdan sahibine bir destek, bir gaz verme sormayın gitsin: “Hadi şimdi nefes al, şu kadar koştun süpersin, ileri atıl, devam et, harika vesaire.”
Tabii Berg dışında herkes nefret etti ayakkabıdan. Bölümün sonunda zaten camdan atıldılar.
Ayakkabılar geri döndü!!!
***
Nitekim biz de alet edavatla yaşamayı becerebilen bir toplum değiliz. Biz daha birbirimizle yaşamayı başaramamışken, “ne mozaiği ulan”ı bile hâlâ aşamamışken, aynı coğrafyada yaşayan insanların farklı dillerine farklı kültürlerine ait konuşmalarına tahammülsüzken, üstelik elektronik özürlüyken nasıl olacak bu iş?
Ben, video kaset içeride sıkışıp kalınca videoplayerını camdan atan adamlar gördüm. Vallahi! Bu ülkede herkes eşyayla kavga eder, belki siz de, değil mi? Telefonu sehpaya vuran, televizyonu yumruklayan, düdüklü tencereyi musluğun altında soğutan...(Sonuncusu elektronik alet değil, ben de farkındayım, sadece bir örnekleme olarak...)
Bir de kötü davranılır aletlere. Buzdolabının kapısını güm diye çarpmaklar, çamaşır makinesine kapasitesinin üzerinde çamaşır sokmaklar, mikrodalgayı kapalı hale getirmeden kapağını açmaklar...
Kullanım amacının üzerinde kullanılan aletleri saymaya kalksam hele bir deeeee..
Mangal yakmaya yarayan saç kurutma aletleri, saç fırçalarının ve kozmetik malzemelerinin hatta sebzelerin yıkandığı bulaşık makineleri, kazak kurutulan fırınlar....
***
Bu toplumsal davranış biçimini her durumda gözlemlemek mümkün.. Öte yandan..
Karısına anne ve hizmetçi muamelesi yapan, sevgilisine asker arkadaşıymış gibi davranan, çocuğuna robotmuş, çalışanına köleymiş, kocasına kuklaymış gibi bakanlar...
Yabancı değiller canım onlar da bizden.
Oy verenlerine koyun, okuruna salak, mudilerine keriz gibi davrananlarsa... Neyse siz biliyorsunuz zaten...
Şimdi yön bulmaya yarayan, yol tarif eden sesli navigasyon geliyormuş ya... Vallahi bu alete âşık olan da çıkar, sinirlenip fırlatıp atan da... Ama elektronik olanın kaydedilmiş hafızasında kendisine nasıl davranıldığına dair bir kayıt kalmıyor. En fazla bozuluyor, ömrü bitiyor.
Ama seçmen unutmuyor, kadın bir kenara yazıyor, erkek affetmiyor...
Öyle işte.. Biz de bu köşede yani bir nevi konuşan nevigasyon gibi.. Neyse...