Dün Başbakan’ın “Anayasal değişim paketi içinde parti kapatmayı neredeyse tamamen ortadan kaldıracak bir düzenlemeyi planlıyorduk, şimdi süreç hızlandı, o kadar!” dediği demecine “baktım” uzun uzun! Gazetede fotoğrafına ve söylediklerine baktım. Seçimden galibiyetle çıkmış ve AKP için kapatma davası talebinin doğru olmadığını düşünen Başbakan’ın giderek daha agresif bir tutum sergileyeceğine şiddetle bir inanan fakat umarım hepimizin başbakanı olur gibi saf bir dileğe sahip çıkmayı da sürdüren biri olarak Başbakan’ın “uzlaşma isteyen” halinde iç rahatlatıcı bir resim, bir duruş göremiyorum.
Ben TRT ile büyümüş bir Ankara çocuğuyum. Aşağıya KESK Haber-Sen’in basın açıklamasını kısaltarak aldım. Dikkatle okumanızı diliyorum.
***
“TRT Türkiye’nin belleğidir, dünyadaki sesi; dünyaya açılan gözü, kulağıdır.
TRT, Arkası Yarın’dır, Radyo Tiyatrosu’dur, Çocuk Saati’dir, Halk Hikâyeleridir... TRT, Yurttan Sesler’dir, Beraber ve Solo Şarkılar’dır, Çok Sesli Müzik’tir, Hafif Müzik ve Caz’dır, Keçenin Teri’dir, Gezelim Görelim’dir, Haber Anadolu’dur, Şimdi Haberler’dir...
TRT, Türkiye’nin okuludur. TRT’nin koridorlarından, stüdyolarından geçmemiş kaç usta televizyoncu, kaç usta radyocu, programcı, haberci, ses sanatçısı, saz sanatçısı vardır?
TRT olmasaydı, belleklerimize kazınan eserler; onları yaratan, yorumlayan sanatçılar olmayacaktı. TRT olmasaydı, kuşaklar boyunca kültürümüzün renkleri Anadolu’nun, dünyanın her köşesine ulaşmayacaktı. TRT olmasaydı müziğimiz piyasanın ticari kaygılarına, patronların kâr hırslarına, televole ekranlarının yoz ellerine teslim olacaktı.
Oysa halkımız, yıllardır TRT hakkında yanlış bilgilendiriliyor. Yöneticilerin yanlışları, tüm TRT çalışanlarına mal ediliyor. TRT ile halkımız karşı karşıya getiriliyor. Kamuoyuna TRT’nin personel fazlası olduğu söyleniyor. Oysa TRT 7 bin çalışanıyla 7 TV kanalı ile 4 ulusal, 8 bölgesel, 1 yerel, 1 uluslararası radyo kanalı üzerinden 27 dilde yayın yapıyor. TRT gibi bir kamu yayın kurumu olan BBC’nin ise tam 25 bin personeli var.
Şimdi, TRT personelini öteki kamu kurumlarına göndererek, kendi kadrolarına yer açmaya hazırlanıyorlar. Taşeron şirketler aracılığıyla kendi yandaşlarını doldurmaya başladılar bile. TRT çalışanlarından ve kamuoyundan gizli ve alelacele hazırlattıkları yasa tasarısı, TRT’yi (özendikleri gibi) nitelikli bir yayın kurumuna değil, olsa olsa yoz bir ticarethaneye dönüştürebilir.
Anayasa’nın 133. maddesiyle güvence altına alınan ÖZERKLİKTEN, TARAFSIZLIKTAN VE KAMU HİZMETİNDEN tek kelime bile söz etmeyen bir yasa değişikliği, niçin yapılır? (...) Bu tasfiye planının bir adımı TRT’nin (arşivinden teknik donanımlarına) tüm kaynaklarını AKP’li belediyelere, yandaş vakıflara, derneklere, radyo ve televizyonlara sunmak. İkinci adımı ise, TRT personelini tasfiye edip kendi kadrolarına yer açmak;
İlk olarak 8 Mart’ta Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararıyla TRT arşivini talana açtılar. Bu kararla TRT’nin nitelikli kadrolarını da belediyelerin, vakıfların, derneklerin hizmetine sunuyorlar! Bu kararla, diledikleri TRT çalışanını, diledikleri yere yollayacaklar! Şu anda Mecliste bulunan yasa tasarısı yasalaşırsa, bir prodüktör ya da muhabir, kendini Çevre ve Orman Bakanlığı’nda veya Diyanet İşleri Başkanlığı’nda bulabilir.(...)
Bu tasarı, “izleyici” ve “dinleyici” olmaktan başka yayınla hiçbir ilişkisi olmamış kişilerin, bütün ömrünü yayıncılığa vermiş insanlara eksik ve çarpık bakışının ürünüdür. TRT, özerk ve tarafsız yayıncılık yapmalıdır. TRT, hükümetlerin propaganda aracı olmaktan kurtarılmalıdır. (...) Vergilerinizle yaşattığınız TRT’yi izlemeye devam edin ve TRT’de olan bitenlere seyirci kalmayın! TRT’ye ve emekçilerine sahip çıkın! Önünüze gelen yasa tasarısı, bu ülkenin değerlerine, birikimlerine, belleğine karşı bir saldırıdır! Bu tasarıya “HAYIR” deyin!”
***
(Cumartesi günü Galatasaray Lisesi’nin önünde, 12.00’de başlayacak TRT’ye sahip çıkalım yürüyüşünü de unutmayın.)