Perşembe günkü yazımda kendimce “mizah” yapayım diye, Gülse Birsel’in önerisini kabul edip Avrupa Yakası’nda konuk oyuncu olarak bir evlilik programı sunucusunu oynayacağımı, lafı dolandırarak anlatmıştım. “Sonunda oldu, kimsenin yapmadığını o kadın yaptı, haftaya beni bir evlilik programında göbek atarken göreceksiniz” filan diye başlayıp yazının sonunda “gerçeği” açıklıyordum ama annem de dahil olmak üzere kimi yakınlarım, çeşitli internet siteleri, arkadaşlarımın bir kısmı resmen ayaklandı, “sen ne yapıyorsun!” diye...
Aaaa... Annem mesela, daha yazının yarısında telefona sarıldığı için beni dinlemiyordu bile. Veda sonuna kadar okumuş belli ama kafa anteni başka yere çevrili, Gülse’nin yapımcı olduğu bir program hazırladığımızı düşünmüş “eh, çok güleriz herhalde” demiş.
Gülersin tabii dedim, şaşkının başkanıııııı!
Bunca yıldır yapmadığım bir şeyi niye yapayım Allah aşkına...
***
Öte yandan Avrupa Yakası’nın kusursuz profesyonel setinde şahane ağırlandığım için öncelikle makyadan kuaföre tüm set çalışanlarına, beni gülme krizlerine sokmakta insaflı davranıp, karşılarında oynayabilme imkânı veren Engin Günaydın ve Hasibe Eren’e, son derece rahatlatıcı ve şahane kahkahalarıyla yönetmen Jale Atabey Özerk ve yardımcılarına ve tabii ki sevgili Gülse’ye teşekkür etmeliyim.
Hakikaten müthiş, çok neşeli bir tecrübe oldu.
Bu tür evlilik programlarının (ben hiçbirini izleyemedim, kim kimdir, olaylar nasıl gelişir bilemedim; iyi de oldu,) zaten çok komik olduğunu anlatıyordu herkes. “Onların üzerine çıkacak bir mizah yapmak o kadar zor ki” diyordu Gülse... Eh, işte Burhan Bey’le sarı peruk takmış İclal Aydın, karşılıklı göbek atarak talipli ararlarsa üzerine çıkma ihtimali olur belki de. Her ne kadar Burhan Bey’in “tırzı diilse” de şakır şukur oynarken iyi ter döktük vallahi...
***
Çok eğlendim hem de çok! Umarım siz de eğlenirsiniz.
Bugün yazım için başka planlarım vardı ancak bu yanlış anlaşılmayı bir düzelteyim dedim.
Bu arada, kuşlar söyledi, yayın yönetmenim de “yaz geliyor, sağlık için zayıflamak gerek” deyip “Ne o öyle, kiraz sapı çayı filan yazmış. Nasıl bulunacak?” diye sorarmış.
Şimdi bakın; böbrek taşlarından, idrar yolu enfeksiyonlarına dek pek çok sorun ve hastalıkta şifa verici özellikleri olan kiraz sapını ve onun kadar yararlı olan mısır püskülünü büyük aktarlardan bulabilmek mümkün. İnternet üzerinden sipariş de verebiliyorsunuz. Poşetlisini kullanmak yerine baharatçılardan alıp taze demlemek daha güzel. Tadı başlangıçta rahatsız edebilir ama sonra alışıyorsunuz. Şunu da ekleyeyim, bu çaylar yağ yakmıyor, su atılımına yardımcı oluyor. Bilginize...
Neyse... “Hiç tırzım diiil” diyorsanız o ayrı tabii..