Salı günkü yazımda, yaptırdığım bir kan testi sayesinde bugüne dek edindiğim tüm beslenme alışkanlıklarımın değişmesi gerektiğini öğrendiğimden söz etmiş ve bugün diğer detaylardan bahsedeceğimi söylemiştim.
Bu kan testini İstanbul’da birkaç klinikte yaptırmak mümkün. Kimileri aldıkları kan örneğini yurt dışına gönderiyor, kimileri burada kendi laboratuvar ortamlarında sonuçlandırıyormuş. Türkiye genelinde ne kadar yaygın bilmiyorum ama bir hayli pahalı bir test olduğunu belirtmeliyim.
Yediklerinizin kaçını, ne kadar tolere edebildiğinizi ya da beslenme alışkanlıklarınızı ortaya çıkarıyor ve bir beslenme planı öneriyorlar. Üç-altı ay ya da bir yıl duyarlı olduğunuz besinleri yemeyerek vücudunuza yeni bir düzen kazandırabileceğinizi söylüyor bu test.
Nitekim ben de hiç umulmadık bir biçimde maydanoz, limon, taze nane, karpuz gibi çok sık tükettiğim ve son derece sağlıklı olduğunu düşündüğüm gıdalara karşı duyarlı olduğumu, şişkinlik, su toplama, sivilce gibi sorunlarımın da kaynağını öğrenmiş oldum.
***
Yaklaşık bir haftadır yıllardır sakındığım patatesi gönül rahatlığıyla yiyor, altı çizili gıdalardan kaçınıyorum. Brokoli bana dokunuyormuş meğer, oh ne güzel, yemiyorum. Her gıdanın bir alternatifi var elbette. Brokoli dokunuyorsa karnabahar yiyebilirsiniz. Limon dokunuyorsa nar ekşisi sırada. Çavdar, yulaf, buğday yasaklı listesindeyse mısır, pirinç, patates gibi başka seçenekler var ki bence şahane! Varsın karpuz olmasın, şeftali ve elma ve hatta şaşırtıcı bir biçimde muz dahi yenebilir.
Velhasıl enterasan bir durum.
Gıda alerjisiyle karıştırmamak gerek bu arada!
Alerjiler daha kısa süre içinde daha belirgin reaksiyonlara sebep oluyormuş. Gıda intoleransı dediğimiz bu durum ise daha uzun vadede gözlemlenen, giderek bir başka sorunu da tetikleyen bir durum...
***
Şimdi büyük bir dikkatle test sonuçlarını uygulamaya koyuldum. Hiç sıkıntı vermiyor. Açıkçası uzun süren bir çalışma döneminin ardından planladığım değişikliklere hazırlık da yapıyorum adeta.
Bu satırları yazdığım dakikaların ardında son kez İki Aile dizisinin setine gideceğim. Son çekim günü bittiğinde toplam 100 hafta süren bir alışkanlığımın sonuna gelmiş olacağım. İş bitecek ve iki yılın içine sığmış tüm anıların kapısı kapanacak.
Ayrılıkları hiç sevmem ama hayat o kadar çok bitişle dolu ki...
Her bitiş bir başlangıçsa eğer haziran sonu benim için yeni bir dönemin başlangıcı olacak diyebilirim. (Bakalım hoşunuza gidecek mi!!)
Daha mı sağlıklı, daha mı zayıf, daha mı mutlu, daha mı başarılı, daha mı içim rahat olacak bilmiyorum... Ama devinime, değişime, bitişlerin gerekliliğine ve yenilenmeye bütün kalbimle inanıyorum.