Hiçbir lobiye güvenmeden, kimsenin adamı olmadan yazmak zor; okuyucunuzdan başka güvenebileceğiniz, okuyucunuzdan başka size güvenecek kimse yok çünkü.
Ama aynı zamanda güzel bir şey: Bu sayede art niyetsiz yazılar yazabiliyorsunuz. Okur görüşünüzü beğense de beğenmese de bunu biliyor ve farklı bir gözle okuyor.
İşte hiçbir lobiye güvenmeyen, kimsenin de adamı olmayan yazarınız diyor ki, günümüzde bağımsızlık zor zanaat. Yazarlar için de, milletler için de. Kaderinizin iplerini elinizde tutmak bazen hiç kolay değil.
Bakınız, İstanbul’un ortasında bir kale. Kalenin çevresinde yüksek yüksek duvarlar. İçinde olağanüstü güvenlik önlemleri... Sonra kaleye yapılan bir saldırı ve hayatını kaybeden altı kişi. Gazetemizin işaret ettiği üzere; altısı da Türk...
Yani “mavi ceketlilerin” kalesine saldırı oluyor ama ölen de öldüren de yerliler. Demek ki günümüzde dünya savaşı böyle bir şey; aynısını daha önce İngiliz Büyükelçiliği’ne ve HSBC binasına yapılan saldırıda görmüştük.
***
Seyrettiğim kovboy filmleri yüzünden çocukluğumda “yerli” sözcüğünün yalnızca “Kızılderili” anlamına geldiğini sanırdım. Sonra ilkokula başlayıp da o yıllarda kutlanan “yerli malı haftası”nı gördüğümde şaşırmıştım bu yüzden.
Hatta rahmetli babama “ne yani, Kızılderili mallarını mı kutlayacağız? Çadır, yay falan?” diye sorduğumu bile hatırlıyorum. Öğretmenin getirmemizi istediği elma, mandalina, tuzlu fıstık gibi şeylerle kovboy filmlerinden bildiğim dünyayı bir türlü buluşturamamıştım çocuk aklımda.
Derken yıllar geçti ve bir yerlerin yerlisi olduğumuzun bilincine sıkı sıkı vardık. Bir şiirinde “bilmem ki insan nerenin yerlisidir” diyen İsmet Özel’le tanışmamız da herhalde o zamanlara rastlar.
Yerlilerin kaderinin her zaman kaybetmek olduğunu da Amerikan Elçiliğine yapılan saldırıda bir kez daha anladık. Tabii ki mutluyuz ölü sayısı artmadığı için. Masum elçilik görevlileri terör kurbanı olmadı diye sevinçliyiz. Ama aynı zamanda şaşkınız olan bitenlerden.
Meksikalı yerli haklarının savunucusu devrimci Marcos, ikiz kulelere yapılan saldırıdan sonra “üçüncü dünya savaşı soğuk savaştı ve Amerika’nın zaferiyle bitti. Şimdi başlayansa dördüncü dünya savaşıdır” buyurmuştu.
Her sürprize açık görünen bu savaşın kaç yıl süreceğini ve kimin zafer kazanacağını kestirmek tabii ki imkânsız. Ama kimlerin kaybedeceğini şimdiden görebiliyor insan. Özellikle dün ölen polis çocukların ve teröristlerin fotoğraflarına bakınca...