Tarkan’ın ayrılık sahnesi hakkında çok konuşuldu. Hatta “zaten o ilişki baştan beri mizansendi” demeye getirenler bile oldu. Tabii söz konusu şov dünyası olunca insan kuşkulanıyor. O dünyada ilişkiler bazen kariyer için yaşanıyor çünkü.
Yaşayarak öğrendiğim bir şey var: İki insan arasında olup bitenlerin gerçekte ne olduğunu asla bilemezsiniz. Dışarıdan bakınca mutlu görünen nice beraberlik aslında cehennemi andırır. Buna karşılık geçinemediğini sandığımız bazı çiftlerde gizli bir uyum vardır.
Yine de Tarkan konusunda önyargılı olmayalım. Çünkü dile kolay, yedi yıl söz konusu... Bu kadar zamanı yanınızdaki kişiyle yalnızca tavla oynayarak bile geçirmiş olsanız ayrılık canınızı yakar.
Hem alışkanlıkları değiştirmeye cesaret edilemediği için süren ilişkiler yok mu?
***
İlişkiler ve mizansenler deyince aklıma eski bir hikâye geldi. Fransız Georges ile Amerikalı Bronte’nin trajikomik aşkı...
Bu hikâyenin anlatıldığı “Yeşil Kart”, doksanlı yılların en ünlü romantik komedi filmlerinden... Geçenlerde televizyonda rastlayıp yeniden izledim, pek fazla eskimemiş.
Olay New York’ta geçmektedir. Yeşil Kart peşindeki Fransız besteciyi canlandıran Gérard Depardieu, evini kaybetmemeye çalışan Andy McDowell ile naylon evlilik yapar. Başta birbirlerinden hiç hoşlanmayan iki yabancı aynı evde oturmak zorunda kalırlar. Sonra da hiç hesapta yokken gerçekten âşık olurlar.
Derken işler ters gider, evliliklerinin naylon olduğu ortaya çıkar. Fransız besteci sınırdışı edilirken yürek paralayan bir ayrılık sahnesi izleriz. Georges polis arabasına götürülürken Bronte’nin attığı çığlık insanın yüreğini paralar.
***
Aslında şanslı bir çift bu... Birbirlerinden hiçbir zaman sıkılmayacaklar. Çünkü mutluyken ayrıldılar. Tabaklar havada uçuşmadı. Kafayı birbirlerinin kirli çamaşırlarına, kusurlarına, saçma sapan alışkanlıklarına takacak zamanları olmadı. Cinsel yaşamları tekdüzeleşmedi, kimse kimseyi aldatmadı. İğneleyici sözler, üstü kapalı hakaretler dökülüp saçılmadı hiç. Çünkü birbirlerini severken ayrıldılar, zirvede bıraktılar aşkı.
Bu yüzden yaşadıklarını hep iyi anımsayacaklar. Hep sevgiyle ve özlemle söz edecekler birbirlerinden.
Saçma olduğunu bilsem de düşünmeden edemiyorum: Belki de en mutlu günümüzde ayrılmalıyız sevgilimizden. İlişki altın çağındayken... Prensler kurbağaya, prensesler külkedisine dönüşmeden.