Farkında mısınız İstanbul sokaklarında “Anadolu’nun doğusu olmasa Türkiye’nin kalkınmış bir ülke olacağını, gelir düzeyinin yükseleceğini, Avrupa Birliği’ne rahatça gireceğimizi” savunan bir görüş dolaşıyor.
İnsana keder veren, bu görüşün yavaş yavaş yaygınlaştığını görmek... Her geçen gün daha çok kişi doğuya gözünü ve yüreğini kapatıyor.
İşte yirmi beş yıldır süren kan ve gözyaşının yeni bir yan etkisi. Her gün daha çok kişi kendi doğusunu anlamaya çalışmaktan vazgeçiyor.
***
Avrupalı siyasetçi “Kızıl” Cohn Bendit, ülkemizi ziyaretinden sonra şöyle demişti: “Türkiye’yi görmeden önce bu ülke hakkında kafam karışıktı. Şimdi gördüm ve kafam daha da karışık!”
Batılı bir dostunuza Türkiye’yi anlatmaya çalıştınız mı? İster türban çekişmesinden başlayın ister Kürt sorunundan, aynı zorluğu yaşarsınız. Ne anlatsanız arada parantez açıp daha önceki bir şeyi açıklamak zorunda kalırsınız. Bu açıp da kapatamadığınız parantezler bir süre sonra dostunuzun size donuk gözlerle bakmaya başlamasına neden olur.
Çünkü Türkiye, batılılar için hakkında bilgi edindikçe anlaşılması zorlaşan bir ülkedir. Her yeni bilgi ezberlerini bozar, kafalarını karıştırır.
Batılıların önyargıları bir tür bilgisizlikten doğar. Daha doğrusu, kimsenin kendi doğusuna bakmaya gönül indirmemesinden.
Kimse kendi doğusunu anlamaz şu dünyada: Hırvatlar önce Almanlara bakar, sonra Romenlere... Polonyalılar yüzlerini İngiltere’ye, İngilizlerse Yeni Dünya’ya dönmüşlerdir.
Slovenler batıdaki komşularının ne düşündüğünü iyi bilir de doğudaki kardeşleri Bosna-Hersek şimdi ne alemde akıllarına gelmez hiç.
Amerikalı gençlerin haritada Avrupa’nın yerini göstermekte zorlandığını söyleyen araştırmalar çıkar gazetelerde.
***
Bakmayın “ışık doğudan yükselir” diyenlere herkes yüzünü batıya döner. Kimse kendi doğusunda olanlarla kolay kolay ilgilenmez. Bizler de Yunanistan’da olanları Suriye’de olanlardan, İtalya’da yaşananları Kore’dekilerden daha çok merak ederiz.
Alaçatı’daki hayat Şırnak’takinden daha çok ilgilendirir bizi. Bodrum’daki ünlülerin sırtı güneşten yansa biliriz de Yüksekova’da ölen çocuklar birkaç beylik nutuk dışında girmez hayatımıza.
Şu dünyada kimse kendi doğusunu anlamaz bu yüzden doğu hakkında her zaman önyargılarla düşünürüz. Basmakalıp fikirlerle, kulaktan dolma bilgi kırıntılarıyla. Bu yüzden doğu her gün biraz daha uzağa gider. Her gün biraz daha uzağa...