Edebiyatımızın en büyük otoritesi artık yok. Size bir sır vereyim: Bizim kuşak yazarların tek ortak noktası Fethi Naci tarafından eleştirilmemiş olmamız. Gerçi kendisiyle arkadaşlık etmiş, birlikte rakı içip maç izlemiş akranlarımız var. Ama yazdıklarımızla ilişkisi yoğun olmadı Fethi Naci’nin. Biz edebiyat kuşağı olarak ortaya çıkmaya çalışırken o geriye, son yıllarının burçlarına çekilmişti. Bizi Semih Gümüş, Asuman Kafaoğlu Büke ve Ömer Türkeş gibi yeni kuşak eleştirmenlere emanet etmiş, yaşananları köşesinden izlemeye başlamıştı.
***
Aslında uzaktan izlediğinden bile emin değilim. Türk romanına yıllarca kol kanat germiş eleştirmen yorgundu belki yeni yetmelerle uğraşacak hali yoktu. Dolayısıyla, onun gölgesini üstümüzde Adalet Ağaoğlu’nun ya da Orhan Pamuk’un hissettiği kadar hissetmedik. Benimle yaşıt yazarların da “acaba Fethi Naci ne der?” diye düşünerek yazdığını pek sanmıyorum. Bunun asıl nedeni kuşak farkı değil. Dönemin saçma sapan koşulları: Uçakların gökdelenlere çakılmasıyla başlayan yirmi birinci yüzyıl, Fethi Naci’nin akılcı ölçütlerine sığmayacak bir sirk. Hastaları doktorlardan ayırt edemediğimiz bir tımarhane. Dev bir “Biri Bizi Gözetliyor” evi. Hatta “eleştiri” sözcüğünün anlamı bile farklı burada. Bugün gazete köşelerindeki bel altı vuruşlara bile “eleştiri” diyoruz.
***
Dünyanın yeni halini eleştirmeye değer bulmamış olabilir Fethi Naci. Belki de işlerin geldiği nokta onda heyecan uyandırmamıştır. Sonuçta treni kaçıran biz olduk. Yarım kuşak önceki yazarlar üstünde çok emeği var. Kaan Arslanoğlu, Cemil Kavukçu ya da Latife Tekin de ona göre çok gençti ama Fethi Naci’nin kavramak istediği dünyanın içinde yaşıyorlardı yine de. Onun eleştirisinden ve övgüsünden paylarını aldılar. Bizse yabancıydık: Tuhaf, anlaşılmaz, ne olduğu belirsiz uzaylılardık. Sözlerimizi söylemeye az bulduk yahut vakit olmadı.
***
En çok eleştirilen eleştirmen oydu. Özellikle “Türkiye’de futbol ne kadar varsa roman da o kadar vardır” dediğinde epey gürültü kopmuştu. Milli takım o zamanlar her maçta fark yediği için çok alınmıştı romancılar. Oysa bugün Avrupa şampiyonluğunu kovaladığımız, Nobel ödülünü Türk romanının kazandığı bir dünyada yaşıyoruz. Ve Fethi Naci eleştirinin hasını bize böyle yapıyor işte aramızdan çekip giderek.