Bakınız geçen yıl bu zamanlar ne yazmışım: “Broadway şartlarının çok uzağındaki bir ülkede yapılmış bir prodüksiyon olarak ‘Rock Müzikaller’ gayet tatmin edici bence. Özellikle ‘Hair’ ve ‘We Will Rock You’ kısımları, belki de onlar zamana diğerlerinden daha çok dayandığından, özellikle başarılı. ‘Let The Sunshine In’ ya da ‘We Will Rock You’ çalınca o yıllarda portakalda vitamin olan seyirciler bile havaya giriyor hemen.”
O zaman en çok şunu merak etmiştim: Bunu kim yaptı? Hem koşulları zorlayıp hem de bunu izleyiciye hissettirmeden, keyifli bir müzikal sahnelemeyi başaran kim?
Sonra müzikalin mimarı Nurcan Karaca’yla tanışınca taşlar oturdu yerine: Kendisinin koşullara meydan okumayı seven, “challenger” bir kişilik olduğu ilk bakışta anlaşılıyor.
Aklında fikirlerle gezen Nurcan Hanım’ın bu yıl çıtayı yükseltmiş olduğunu ve söz konusu meydan okumayı bir adım daha ileri götürdüğünü projenin yeni adından anlıyoruz: “Rock on Broadway”. Neresinden baksanız “Rock Müzikaller”den daha iddialı.
***
Özetle gidiyorsunuz, dünyanın en önemli Rock müzikallerinden seçme sahneler izliyorsunuz. Farklı galaksilerden yıldızlar çıkıyor karşınıza: Hem sesini hem de tarzını sevdiğim Pamela, şarkılarıyla pek ilgilenmemiş olsam da yorumculuğu tartışılmaz Burak Kut, her zaman ilgi çekici olmayı bir şekilde başaran Hande Yener, Redd grubunun karizmatik solisti Doğan, geçen yılın etkileyici isimlerinden Fadik Doğan Atasoy ve ne yapacağını dehşet merak ettiğim Meyra...
Projeyi çekip çevirme göreviyse Işıl Kasapoğlu’na verilmiş. Bilmeyenler için not: Kasapoğlu aynı anda hem deneyimli hem de deneyci olmak gibi az bulunur bir özelliğe sahiptir. Cesurdur yani, her an her şeyi yapabilir.
***
İşte bu durumda Nurcan Karaca’nın yerinde olmak istemezdim: Bunları bir arada düşünmek insanda ciddi beklenti uyandırıyor çünkü. Hele “Broadway” markasının başlığa taşınmış olması “kim bilir neler olacak” hissi veriyor ki bir yapımcıyı adrenaline boğmak için bilmiyorum daha ne gerekir.
Ey müzikal hassasiyeti yüksek arkadaşlar: Gözümüz bu işin üstünde olsun derim. Öyle bir beklenti havası uyandıralım ki Nurcan Hanım ve arkadaşları 14 Ağustos akşamı Açıkhava Tiyatrosu’nda bize yine güzel bir gece yaşatsınlar.
Onlar bunu hak ediyor çünkü: Türkiye’de böyle bir Rock müzikali sahnelemenin bizzat kendisi bile gayet Rock’n Roll bir tavır.