Son genel seçimlerden bir gün önce, Kanyon’da yemek yiyorduk. Az uzağımızda bir temizlik işçisi, güç bela taşıdığı çöp arabasıyla yürüyen merdivene yaklaşıyordu.
Derken ayağı takıldı garibanın, çöp arabası bir tarafa, kendi öbür tarafa gitti. Çöpler ortalığa saçıldı. Tam o sırada yanından geçmekte olan süslü püslü, kalem topuklu iki kız bastılar kahkahayı. Temizlik işçisinin kızların arkasından nasıl baktığını hâlâ unutamadım.
“Bu adam yarın AKP’ye oy verecek” dedim kendi kendime: “Öbür iki kız da CHP’ye oy verecekler. Bu yüzden AKP kazanacak. Hem de açık ara.”
Sonra AKP kazandı. Hem de açık ara. CHP’nin iki numaralı adamı çıkıp AKP’yi halkı kömürle bulgurla kandırmakla suçladı. Onu dinlerken utandığım kadar hiçbir zaman utanmadım.
***
Solda yeni parti kuruluyormuş. Kurulsun, hayırlısı olsun.
Öncelikle, “büyük düşünecek” bir sola ihtiyacı var Türkiye’nin.
Kendi yağında kavrulmayı sevenlerin, küçük denizde büyük balık olmak isteyenlerin, kimsenin ilgilenmediği tartışmalarla ömür tüketenlerin soluna değil.
Fakire fukaraya elini uzatacak, çöpten ekmek toplayan adama “laiklik” dışında bir şeyler söyleyebilecek bir sola ihtiyacımız var.
Halkın baktığında “bizdendir bu” diyeceği bir sola ihtiyacımız var. Popüler bir sola. Sol demek, popüler olmak demektir. Eğer kendi, aranızda takılmak istiyorsanız gidin dernek kurun.
Sol demek söz söyleyince heyecan dalgaları yaratmak demektir. Yaratıcılık demektir. Eğer bir lider televizyona çıktığında kahvedekiler kanal değiştiriyorsa, o soldan bir şey olmaz.
Deniz Baykal çıktığında kahvedekiler kanal değiştiriyor. Tayyip Erdoğan çıktığında oturup dinliyorlar. Kahvelerde neler olup bittiğini bilmeyenlerle de sol olmaz, bu arada.
Başı açık olanın da kapalı olanın da elini vicdanına koyduğunda aklına gelecek bir sol partiye ihtiyacımız var çocuğunu parasızlıktan okula gönderemeyen adama “Atatürk” satmaya çalışmayacak, Atatürk’e yakışır bir sol partiye.
Engin Ardıç ağabey, haklısın: Solun gerçek tabanı oluşana kadar belki de yirmi sene geçmesi lazım bu memlekette. Ama şimdi gerçek bir sol parti olsaydı, halk AKP’ye muhtaç olmasaydı, bugün böyle mi olurdu?
Sen şimdi “12 Eylül’ü boşuna mı yaptılar sanıyorsun” diyeceksin. Ne diyeyim, haklısın yine.