Bu hafta iki olay, beni “sosyal sorumluluk projeleri”yle ilgili düşünmeye davet etti.
İlki, Meme Vakfı için yapıldığı söylenen ama Meme Vakfı’nın “bizimle ilgisi yok” dediği, başta Ayşe Arman olmak üzere medyada epey eleştirilen iş.
Diğeri de, benim de katıldığım, ay sonunda çıkacak Red Dergisi’nin “Kadın Hakları” konulu projesi.
Akşam grubunun çıkaracağı bir dergi olan Red, bazı erkeklerin kadın aksesuarları taşıdığı bir proje düşünmüş. Ben de gittim, omzumda Louis Vuitton çantayla değerli fotoğrafçı Yağmur Kızılok’a poz verdim.
Sonra da “kadınların karşı karşıya olduğu bir numaralı sorun nedir?” sorusunu yanıtladım. Hafta başında da, yine aynı grubun gazetesinde, Tuğçe Tatari şunları yazdı:
“Kiremitçi de kadın çantasıyla poz vermiş. Neden yapmış? Hiçbir fikrim yok. İlhan Mansız artık şov dünyasının bir parçası ama ya Tuna? (...) Bu adam meşhur olma durumunu devam ettirmek istemiyor da ne istiyor Allah aşkına? Bir de köşe yazıyor. Tuna Kiremitçi kimdir deseler ne cevap verirsiniz?”
***
Hayır, kendimi “rakip” yayın grubu tarafından tuzağa düşürülmüş gibi hissetmedim. Hatta ünlü kadınların Meme Vakfı için çekildiği söylenen fotoğraflarına bakarken hak verdim Tuğçe Tatari’ye. Kendime şunu sordum: Sen bu işe niye karıştın?
Birinci cevap (ulvi olan): Kendimi iyi bir şey yapmış gibi hissetmek, bir toplumsal soruna yazar olarak katkıda bulunmak için.
İkinci cevap (fani olan): Bir futbol tutkunu olarak İlhan Mansız’la aynı projede görünmenin cazibesine karşı koyamadığımdan.
Bence Live Aid’e bile aynı nedenle katılıyor insanoğlu: Kendimizi toplumsal bir amaç uğruna çalışırken görmek ve göstermekten hoşlanıyoruz.
Doksanlı yıllarda yapılmış bir projeyi hâlâ unutamam: Bill Clinton’dan Madonna’ya, Bruce Springsteen’den Muhammed Ali’ye, Amerika’nın en tanınmış simaları, ekranda görünüp birer isim söylüyordu. Kimsenin tanımadığı, hayatınızda ilk defa duyduğunuz isimler.
Reklâmın sonunda şu yazı çıkıyordu ekrana: “İyi bir öğretmen asla unutulmaz.”
Bir de Van Halen, David Beckham gibi simaların dudaklarının üstünde süt iziyle çıkıp çocuklara “senin bıyığın nerede?” diye sordukları kampanya var, unutulmayanlardan.
Demek ki bir sosyal sorumluluk projesinin insanları samimiyetine inandırması için, yukarıda saydıklarım kadar yaratıcı olması gerek. Yoksa üstüne bir araba laf yiyorsunuz.