Yunus Emre İlkokulu’nda olduğuma göre, üçüncü ya da dördüncü sınıftayım... Seyhan öğretmen, büyüyünce ne olacağımızı soruyor. Asker olacağımı söylüyorum (asıl hedefim süvarilik ama ayrıntıya girmiyorum), kızlar öğretmen olmak istiyorlar. Sınıf doktor, mühendis kaynıyor.
Derken çocuklardan biri “Ben büyüyünce Atatürk olacağım öğretmenim!” diye gürlüyor.
Ona şefkatle bakıyor Seyhan öğretmen: “Çok güzel... Ama inşallah bu ülkenin bir Atatürk’e daha ihtiyacı olmaz.”
Hayal kırıklığına uğruyoruz. Öğretmenin ne demek istediğini anlamıyoruz. Ancak yıllar sonra, Mehmet Akif’in sözlerini öğrendiğimde kavrayabileceğim, ona kimin ilham verdiğini.
Hasta yatağındaki şaire “Üstadım, İstiklâl Marşı günümüzün anlayışıyla bir daha yazılsa iyi olmaz mı?” diye sorarlar. Mehmet Akif hasta hasta sinirlenir: “Allah bu millete bir İstiklâl Marşı daha yazdırmasın!”
Güzel şiirdir İstiklâl Marşı. Bir yerinde şöyle der Mehmet Akif: “Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da hüda, etmesin tek vatanımdan beni dünyada cûda.”
***
“Ergenekon” davasından gözaltına alınan teğmenleri okuduğumda, Seyhan öğretmeni hatırladım. Aslında bu gençler de Atatürk’ü örnek almıştı. “Memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar”ın, “gaflet ve dalâlet içinde” olduğunu düşünmüş ve “gerekeni” yapmaya soyunmuşlardı.
Yani Atatürk olmak istiyorlardı. Tıpkı benim sınıf arkadaşım gibi.
Bense Seyhan öğretmen ve Mehmet Akif gibi düşünüyorum: Allah bu millete bir İstiklâl Marşı daha yazdırmasın, bir Atatürk daha yaratmak zorunda bırakmasın diyorum.
Ama bizim böyle düşünmemiz, Ahmedinecad fanlarına cesaret vermesin. Cumhuriyet, kendisini korumanın yolunu bulur. Atatürk’ün çocukları kahramanlığa soyunarak değil, yurttaşlık görevini yaparak cumhuriyeti savunurlar.
Bu bilinç, bugünlerde akacağı mecrayı bekliyor. “Demokrat” ve “cumhuriyetçi” bir hareketi... Sakın “insan ya demokrat olur ya da cumhuriyetçi” falan demeyin. Burası Amerika değil.
İstiklâl Marşı şairinin mahrum düşmemek için Allah’a yalvardığı o “tek vatan”, ancak demokrasiyi ve cumhuriyeti aynı anda sevebilen kuşaklar sayesinde “ilelebet payidar” kalacak: İki kere iki dört.