Robert de Niro sert gibi görünen duygusal bir adamdır, Al Pacino ise duygusal görünür ama serttir aslında.
Robert de Niro her zaman bir taksi şoförüdür. Al Pacino ise her zaman yaralı yüzdür. Onları seyrederken bu gerçeği baştan kabul etmekte yarar vardır.
Ama “Baba” filmindeki kişilikleri gölgeleridir hâlâ: Robert de Niro yaşanmış olana, Al Pacino yaşanacak olana çeker dikkatimizi.
Robert de Niro kadınlara karşı şaşırtıcı olmayı sever. Al Pacino ise istikrardan yanadır. Kadının erkeği nerede tamamlayıp nerede parçaladığını ikisi de iyi bilirler.
Al Pacino’nun yüzünde hiçbir şeye şaşırmayacak bir adamın ifadesi vardır. Robert de Niro’ysa abartılı ifadelerle şaşırmaya hazırdır hayata. Hatta şaşkınlığını karşısındakinin gözüne sokmaktan zevk alır.
Robert de Niro, Actors Studio metotlarına daha bağlıdır. Al Pacino ise “yemişim metodu” havasında oynar. Asıl metodun bu olduğunu bize unutturmaya çalışır.
Al Pacino’da istese beş dakika içinde parayı bulabilecek yoksulların sakinliği vardır. Robert de Niro’daysa ne yaparsa yapsın parayı bulamayacağını anlamış yoksulların sakinliği.
Robert de Niro’nun düşmanlığı daha korkutucudur çünkü gülümseyişi insanı gerer. Al Pacino’nunkiyse gerçekten gülümsemedir. İnsanı korkutmaz pek korkutması gereken zamanlarda bile.
Robert de Niro kanıyla canıyla New York’tur. Oysa Al Pacino memleket sathında takılır. Chicago da vardır onun hamurunda, Los Angeles da.
***
Al Pacino’yla Robert de Niro bir araya geldiklerinde illa “Heat” gibi kepazeliklere imza atacaklar diye bir şart yok. Babaların yeni filmi “Rightous Kill” gayet derli toplu olmuş. Sahneyi güzel paylaşmışlar, dengeyi güzel kurmuşlar. Hayatınızın filmi değil belki ama güzel bir gece geçirip hayat üzerine düşünmek için uygun.
Yıllar önce, kemâle ermiş bir Alain Delon ile Jean-Paul Belmondo’nun, o zamanların çıtırı Vanessa Paradis eşliğinde oynadıkları bir film seyretmiştim. Avrupa sinemasının iki devi, kendi geçmişleriyle biraz dalga geçiyor, biraz da “bu saçları değirmende ağartmadık” mesajı veriyorlardı. “Rightous Kill”deki Robert De Niro-Al Pacino karşılaşması da, aynı tebessümün Amerikan versiyonu. Biraz yiğitlik, biraz da “işte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri” havası.