Zamanında “halk bizden özgürlük değil, ekmek istiyor” diye kükremiş Mussolini.
Benzetmek gibi olmasın, Başbakan’ın Deniz Baykal’a laiklikle ilgili verdiği cevabı dinlerken aklımın tavan arasına bu söz geldi. Mussolini kendince haklıydı herhalde; İtalya yoksulluk içindeyken aydınların “özgürlük” diye tutturmasını ukalalık sayıyordu.
Gerçi CHP’yi bizler de eleştiriyoruz sık sık. Seçimden önce tüm söylemlerini sadece “laiklik” ve “cumhuriyet” üzerine kurdukları için. Bunun seçmen nezdinde fazla bir etki yaratmayacağını görmek için köşe yazarı olmaya bile gerek yoktu aslında. AKP’yi iktidara taşıyan kitlenin çoğunluğunun (kökten dinci bir azınlığı saymazsak) ne laiklikle ne de cumhuriyetle bir alıp veremediği vardı. Asıl derdi yoksulluk ve gelecek kaygısıydı bu sessiz çoğunluğun.
Yoksa Atatürk onların da kahramanıydı. Türk ordusu onların da gururuydu. Eğer bir şehit vermişlerse, resmini baş köşeye asıyordu onlar da.
CHP laikliği vurguladıkça da “iyi güzel, peki sonra?” diyorlardı. İstedikleri cevabı duyamayınca tercihlerini başka yönde kullandılar. Özgürlükten önce ekmek istedikleri için.
***
DSP lideri Zeki Sezer’in bir röportajında dediği gibi; çocuğunu okula gönderecek parayı nereden bulacağını düşünen adama “laiklik” dediğimizde o bunu küfür gibi algılıyor.
Alıntı yapmaya doyamadığımız Çetin Altan’ın deyimiyle; “üç doğal ihtiyaç” olan barınma, üreme ve doyma ihtiyaçlarını garanti altında hissetmeyen insanlara yüce ideallerden bahsetmenin fazla bir yararı yok.
Ama bu durumu kullanarak laikliği “tali” bir sorunmuş gibi göstermenin alemi de yok.
Çünkü asıl ihtiyacı “ekmek” değildir insanın. Asıl istediğimiz mutluluktur. Bunun yolu da çağdaş ve insanca bir düzen içerisinde, özgür yaşayabilmekten geçer. Yoksa insan olmayan canlılar da bir şekilde doyuruyor karnını, değil mi?
Türkiye şu an korkulu rüyamız İran’dan daha eğitimsiz ve daha yoksul bir toplum, maalesef. Bu şartlar altında seçim kazanabilecek en iyi liderin Tayyip Erdoğan olmasına şaşmamalı. Onu bile arayacağımız günler gelmez inşallah.