Çocuk kitabı yazmak istiyorum. Amacım okuma öğrendiğinde “baba ya, amma şişirmişsin” diyebileceği birkaç kitap üretmek.
Bence en gerçekçi çocuk karakter Bart Simpson. Büyükleri parmağında oynatan, hafif çıkarcı, icabında çocuk taklidi yaparak sempati toplamaya kalkan bu tip büyüklerin yarattığı sahte çocuk imajına resmen meydan okuyor.
“Büyüklerin yarattığı sahte çocuk imajı nedir?” diye sorarsanız cevabım: “Çocuklar Duymasın” dizisindeki Havuç. Bu karakterin gerçek hayattaki çocuklarla ilgisi yok. Yetişkinlerin istediği davranışları sergileyen, gayet sentetik bir tip... Çocuk yazarı Fatih Erdoğan bir yazısında o diziyi seyreden çocukların daha çok Tamer Karadağlı’nın canlandırdığı babayı sevdiklerini, Havuç’tan pek hazzetmediklerini söylemişti.
Tespit diye buna derim: Huysuz, değişken, bencil ama genellikle dürüst olduğu için o dizideki asıl çocuk Tamer’di gerçekten.
Çocukların dürüst olmadığı tek yer: Büyüklerin yanı. Kendilerinden ne beklendiğine beş dakikada uyanan bu akıllı mahlûklar işlerine gelince başlıyor çocuk taklidi yapmaya.
Bu yüzden çocuk kitabı yazarken Havuç’a değil, babasına seslenmek gerek. Akıllı, esprili ve dostane olmak şart... Hele öğreten adam olmaya kalktınız mı ayvayı yediniz.
Ayrıca bir Japon şiiri kadar sade olmanız lazım yazarken. Basit değil, sade. Aradaki farkı bilmeyenlerin zaten şansı yok.
***
Can bu ara “Küçük Bay ve Bayanlar” adlı seriden hoşlanıyor. Altısı dilimize çevrilen bu kitapların her biri başka bir karakterin başından geçen macerayı anlatıyor. “Bay Gıdık”, “Küçük Bayan Felaket”, “Bay Pasaklı”, “Bayan Geveze” ya da “Bay Mutlu” adında bir sürü arkadaşımız oldu. Kare şeklindeki bu küçük kitaplar çok güzel resimlendirildikleri için çocuğunuza okurken her defasında başka bir hikâye uydurabiliyorsunuz.
Çocukların kitabı gündelik hayatın vazgeçilmez bir unsuru gibi görmeleri çok güzel. Bu yüzden onları mutlu edecek kitaplar yazmak lazım. Çünkü bir gün gelecek, onların oyu da bizimkiyle aynı sayılacak.