Aylin Aslım’dan çığlığını bu seferlik sahne yerine köşemde atmasını rica ettim. Sağ olsun, kırmadı. Aşağıdaki yazıyı o yazdı.
***
Bu ülkenin erkeği kadınını sevmiyor. Bu ülkenin erkeği, kadınına tecavüz etmeyi, onu dövmeyi, aşağılamayı seviyor SANKİ. Onun kıçını başını örtüp, “başını bağlayıp” eve kapatmak, doğurtmak; sokaklarda meydan dayağı atıp sindirmek istiyor. Görünmez olsun, yok olsun istiyor!
İnsan insanı anlamaya, tanımaya çalışarak büyüyor. “Yaşadığım yer burası, insanı da bu... Nedir, nasıldır, niyedir?” diye diye gelmiş miyim 30’lu yaşıma? Gelmişim. Lafı dolandıracak halim de kalmamış, vaktim de: Nasıl insanlarız biz!
***
Eğer bu topraklarda kadının sevildiği, adam yerine konduğu (Ne? Adam mı?!) bir zaman vardıysa da, ben doğmadan çok, gerçekten çok uzun zaman önceydi herhalde. Büyüdüğüm ülkede kadının gelebileceği -güya en yüksek mertebe anneliktir.
Beyaz gelinlikse önünde secde edilesi masumiyetidir kadının; ama beyaz gelinlikli barış elçisi Pippa “aranan, kaşınan, yollu” GÂVUR kadındır bu topraklarda! Hâlâ utanıp sıkılmadan “Her yerde var sapık kötü adamlar” diyebiliyor musunuz? Her yerde var evet, ama burada biraz daha mı fazla sanki; üstelik HER GEÇEN GÜN ARTIYOR MU NE???
Sanki artık daha mı kolay sokak ortasında kadın dövmek? “Kadına el kalkmaz” inceliği ne ara ve nereye kayboldu? Issız bir sokakta arkadan gelen ayak seslerini duyduğunda, cüzdanı telefonu kaptırmak değildir kadınların içine düşen ilk korku. Belli mi olur?
Kendi Orta Çağını yaşayan Ortadoğu’da bile kadına yönelik şiddet oranı en yüksek ülke Türkiye! Hâlâ bilmeyen varsa: Her üç kadından biri şiddet görüyor bu ülkede! Bu rakamlar elbette, sadece rapor edilen vakalar; ya edilmeyenler? Aile içi tecavüz, taciz, dayak, her çeşidinden şiddet oranı fezaya ulaşmış. Türkler, nihayet ve resmen, fezadayız yani!
Ali Ayşe’yi sevmiyor. Ali nefret ediyor Ayşe’den. Onu aşağılamayı, ezmeyi, ezikliğiyle alay etmeyi seviyor. Dövüle dövüle görünmez olsun, yok olsun istiyor. İyi geliyor bu ona, böylece daha bir erkek oluyor sanki, anlarsınız ya...