Adı televizyon tarihinde “Süper Baba”, “İkinci Bahar” ya da “Hatırla Sevgili” ile aynı hizaya yazılması gereken “Bıçak Sırtı” şık bir finalle bize “eyvallah” dedi.
Türkiye’de dizi çekmenin zorlukları malum: Bir kere hiçbir güvenceniz yok. Dahası, her hafta neredeyse sinema filmi uzunluğunda bölüm yazmanız, çekmeniz ve oynamanız bekleniyor. Set işçileri günde yirmi saat çalışıyor, oyuncuların hayatı felce uğruyor, senaristler her hafta yetmiş sayfa yetiştirmekten şaşkına dönüyor. Bu da genellikle dizilerin irtifa kaybetmesine neden oluyor.
Ama “Bıçak Sırtı” ekibi bunlara göğüs gererek, seyretmekten gurur duyduğumuz bir yapım çıkardı. Özellikle senaryosu o kadar etkiliydi ki on yıl sonra herhangi bir kanalda yeniden gösterime girse, eminim yine aynı heyecanla seyredilir.
***
Osmanlı hanedanının son şehzadesinin aslında fakir bir marangozun oğlu olması fikri üzerine kurulan dizinin bende uyandırdığı tek keşke, böyle müthiş bir konunun sinema filmi olarak ele alınmaması. Aynı fikir bir Amerikalı yapımcının aklına gelseydi karşımıza büyük ihtimalle ihtişamlı bir Hollywood filmi olarak çıkardı. Ne var ki bizde sektöre benzeyen tek yer televizyon olduğundan, iddialı yapımlar genellikle dizi olarak var olabiliyor.
Küçük insanların dünyasına tarihsel perspektiften bakmak ve bunu herhangi bir önyargının tuzağına düşmeden öykülendirmek önemli bir şey... Hele bunu birinci sınıf oyunculuklar ve kaliteli bir sinema diliyle vermek, iyice önemli.
Zaten “Bıçak Sırtı” hiçbir zaman “dizi” gibi çekilmedi. Her bölümü iyi bir sinema filminin kalitesinde geldi huzurumuza. Başta Fikret Kuşkan, Nejat İşler, Erkan Can ve Melisa Sözen olmak üzere, oyuncu kadrosu Allah ne verdiyse oynayarak her fırsatta gönül telimizi titretti. Sayelerinde evrensel ölçütleri yakalayan ve biz seyircileri adam yerine koyan bir dizi seyretmiş olduk.
Şahsen kötü bir diziyle karşılaşınca zekâma hakaret edildiği duygusuna kapılırım. “Bıçak Sırtı” ise otuz hafta boyunca zekâmıza, duygularımıza ve tarih bilincimize iltifat etti. Ama bu nezaketi biz ne kadar anladık, işte orası meçhul.