Dünkü 1 Mayıs skandalının bende uyandırdığı kanaat şudur: Bu sistemin kendi bekasını sağlamak için gereken asgari bilince sahip olduğundan bile emin değilim artık.
Batıda muhalif olmak kolay... Sonuçta muhalefet ettiğiniz şeyin taş gibi bir sistem olduğunu bilirsiniz. Siz meydana çıkıp gösteri yaparken çocuğunuzun eğitim hakkı o muhalefet ettiğiniz şey tarafından güvence altına alınmıştır.
Batılı sistemler meydandaki işçiden ya da öğrenciden de korkmaz. Özgüvenleri tamdır çünkü. Bu yüzden çok daha sakin ve anlayışlıdırlar. Ceberrut değildirler.
Ayrıca zekidir bu sistemler: Meydanda gösteri yapan çocuğa karışmazlarsa onun kurtlarını döktükten sonra hayat çarkına gireceğini ve er geç onun bir parçası haline gelip “durulacağını” bilirler.
Bizdeyse çocuk hapse atılır, işkenceden geçirilir ve iyice fanatikleşmesi sağlanır. Bir de bakmışsınız gördüğü zulüm onu sempatizan olmaktan çıkarıp militana dönüştürmüş.
***
İşte dünkü 1 Mayıs: Sistemin işçilerden korkması sonucu olanlar tüm dünya tarafından şaşkınlık ve dehşet içinde izlendi.
O sırada Berlin’den arayan arkadaşım “burada hava çok güzel” diyordu: “Kreuzberg’de insanlar eğlenerek baharı ve işçi bayramını kutluyor. Polisler de sıkıntıdan kâğıt oynuyorlar. Tek sıkıntımız memlekette olanlar...”
Bizim devlet 1 Mayıs’tan korkmasaydı ve işçiler bugünü gönüllerince kutlayabilseydi İstanbul’da da aynı bayram yaşanabilirdi. Ama kendine güveni olmayan sistemimiz yine paniğe kapıldı ve hem bayramı hem de o pek kıymetli “imajımızı” bir kez daha berbat etti.
Bu sistemi yürütenlere (kimse artık onlar) seslenmek isterim: Lütfen biraz akıllı olun. Kendinize güveniyormuş gibi yapın. Sokaklardan bu kadar korkmayın. Saldırmayın insanların üstüne. Bırakın insanlar gösterilerini yapıp evlerine dağılsın. Siz gücünüzü provokasyonları engellemeye harcayın. Evet, bunu bizim söylememiz çok tuhaf ama sonunda kazanan vallahi siz olacaksınız.