Fenerbahçe 2000 yılında UEFA finaline yürüyen Galatasaray’ı Johnson’un golüyle yenince kendinden geçen spor basını en çok şu başlığı sevmişti: “Firma değil forma kazandı.”
Yani demek istiyorlardı ki “Galatasaray dünya markası olsa da Fenerbahçe onu yener. Çünkü ruhu vardır bizim takımın. Bu iş parayla pulla olmaz.”
Sonra zaman geçti, devran döndü ve geldiğimiz noktaya bakın: Yıllardır parasızlık çeken, kolu kanadı kırık Galatasaray, dört başı mamur Fenerbahçe’yi geçip şampiyon oluyor. Spor basını aynı coşkuyla olmasa da bahsetmek zorunda hissediyor kendisini, Galatasaray ruhundan.
Hemen söyleyeyim; iyi bir Galatasaraylı değilimdir. Pilav günlerine gitmem, dernek başkanıyla aramız olmadığı için “cemiyete” uğramam, kulübe üye olmayı aklımın ucundan geçirmem, camianın bayıldığı ve camiaya bayılan biri sayılmam yani. Ama Galatasaray’ı farklı kılanın ne olduğunu galiba biliyorum.
Bu fark, liseye başlayacağımız gün, ön bahçedeki törende okul müdürünün söylediklerinde yatar. Rahmetli Süreyya Günay kürsüye çıkmış ve “Çocuklar” demişti: “Burası Galatasaray. Burada çok çalışacaksınız. Çok haylazlık yapacaksınız. Ama tek bir şey yasak: Ne olursa olsun, hiçbir arkadaşınızı kimseye ispiyonlamak yok!”
“Galatasaray ruhu” bence bu sözlerde gizli... Sorunları birbirini satmadan, zor zamanda kenetlenerek çözmek isteyen bir kültürde...
***
Ama bu ruh nedense işler kötüye gittiği zaman ortaya çıkar. Amerikan filmlerindeki kahramanlar gibi, her şey berbat olmadan imdada yetişmez. Ne zaman ki yönetim çekilir, teknik direktör istifa eder ya da paralar suyunu çeker, işte o zaman beş yüz küsur senelik o rüzgâr yine başlar esmeye.
Galatasaray’ın bu yılki şampiyonluğunu firmaya karşı forma aşkının başarısı olarak görmek insanı duygulandırıyor. Ama bu kadar köklü bir camianın niye hâlâ maddi sorunlarla boğuştuğunu açıklamaya yetmiyor. Dışarıdan resmin ancak küçük bir kısmını görebiliyoruz.
Kendisinden öncekiler hakkında kamuoyuna konuşmayan Özhan Canaydın, Galatasaray’ın geleneksel prensibine sonuna kadar sadık kaldı çünkü: “Hiçbir arkadaşını ispiyonlamayacaksın.”