Bu gece sinemaya gidiniz ve gayet “cool” bir şekilde “O... Çocukları” filmine bilet isteyiniz. Gişedeki arkadaşlar size saygıyla gülümseyecektir, merak etmeyiniz.
Hele Türkiye’nin bugünkü gerçek sahibi olan kötülüğün nasıl doğduğunu merak ediyorsanız filmi mutlaka görünüz. İnsanların yürekleri nasıl sakatlanmış, niye hâlâ bu haldeyiz...
Ne güzel oynamış Demet Akbağ... Sarp Apak ve Özgü Namal nasıl güzel bir çift olmuş... İpek Tuzcuoğlu nasıl aşmış kendini... Altan Erkekli ve Deniz Özerman kısacık rollerinde nasıl önemli... Mahir İpek ne zamandır boş duran “kötü adam” tahtına nasıl da hazır...
Çocuklar nasıl güzel, nasıl da korkunç... Babaları için ağlarken de, annelerini yakarken de ne kadar masum ve inanılmazlar...
Anneler niye çocuklarının önce boynunu koklar... O koku hayatın pisliğine rağmen nasıl değişmez...
Niye hâlâ bilinmeyen bir şeyden korkarak yaşıyoruz... Bu korkuyu içimize kim saldı... Nasıl her fırsatta nefrete dönüşüyor... Niye hem birbirimize hem de kendimize karşı kötülükle doluyuz...
Niye hepimiz büyümesine izin verilmeyen çocuklar gibi yaşıyoruz sadece bize ait bu cennet ve cehennemde...
***
Bu ülkede niye kimse sevmez birbirini... Yazarlar niye birbirini arkadan vurur... Komşular birbirinin kuyusunu niye kazar... Esnaf niye acımasızdır birbirine karşı...
Kadınlar niye sevmez kadınları... Erkekler niye sevmez erkekleri... Çocuklar birbirini sevmekten niye bir gün vazgeçer...
Kavgada “belden aşağı” vurmak niye hiçbir yerde olmadığı kadar yaygındır yurdumuzda...
Bu gece sinemaya gidiniz ve mümkünse ağlayınız... Memleketin her köşe başında karşılaştığınız çocuksu kötülük için... Çocuklara yapılan kötülükler için... Sokağa atılan, tecavüze uğrayan, zorla dilendirilen, fiziksel ve ruhsal şiddete maruz kalan evlatlar için...
Film bittikten sonra sokağa çıkınız ve insanlara bakınız. Türkiye’ye o kötülükleri yapanlara rastlarsanız da adını suratlarına haykırınız filmin. Haykırınız. Haykırınız.