Edebiyat niye güzel? Çünkü yaşıtınız Hakan Şükür emekliliğe zorlanırken siz “genç yazar” sayılıyorsunuz. Biz yaşları 30 ile 40 arasında değişen dünyalı yazarlar, Seul halkının kibarlığı karşısında eziliyoruz: Gönüllü öğrenciler dakika başı gelip bir ihtiyacımız var mı diye soruyor.
Seul, eski bilim kurgu filmlerindeki yirmi birinci yüzyıl hayalinin gerçeğe dönüşmüş hali. Jules Verne romanlarından fırlamış bir 2008 yılındayız. Ultra modern binalar garip bir eskilik duygusuyla iç içe. “Blade Runner” filminden farkı, son derece güvenli bir şehir olması. Mini etekli utangaç kızlar, gece yarısı tek başına dolaşabiliyor.
Tartışmalar kızışınca dünyadaki Orhan Pamuk etkisini anlıyorum: Her yazarın onunla ilgili bir fikri var. Bazıları kendisine taparken bazıları da “trendleri iyi takip eden bir uyanık” olmakla suçluyor. Bu ilginin nedeni, aslında emeklilik ikramiyesi olan Nobel’i genç yaşında kazanmış olması. Bu yüzden genç yazarlar ondan Bono Vox’tan bahseder gibi bahsediyor.
***
Sunbichon’daki Buseok Tapınağı, en az Konya’daki Mevlânâ kadar turistik: Adidas ayakkabılı rahipler davulları gümbürdetiyor. Geleneksel danslar altı yıl önceki dünya kupasından kalma kaynana zırıltıları eşliğinde yapılıyor. Öğleden sonraki maçta romancılar takımı şairleri Yunanlı yazar Stefanos Dandolos’un iki şık golüyle yenerken Tuna Kiremitçi kalesinde âdeta devleşiyor.
Otobüste Filistinli şair Basima Takrori mikrofonu kapıp şu coşkulu konuşmayı yapıyor: “Bugün yenilmiş olabiliriz. Ama her dizenin koca bir romana bedel olduğunu bir gün herkes anlayacak!”
Şoförümüz “sen Rüştü Reçber’den sonra gördüğüm en iyi Türk kalecisin” diyor gülerek: “Ayrıca Orhan Pamuk’tan sonra gördüğüm en iyi yazarsın. Ama boşuna sevinme, çünkü ikincileri kimse hatırlamaz.”
***
Yazarlar genellikle sosyalist. Herkes Irak Savaşı yüzünden Amerikan hükümetinden nefret ediyor. Amerika’dan gelen Anis Mojgani bile delikanlı tavırlar içinde. Dinleyicilerden biri “edebiyat dünyayı değiştirebilir mi?” diye soruyor ve Koreli Kim Gyeong Uk veriyor cevabını: “Bence edebiyat dünyayı değiştiremez. Ama dünyanın daha fazla değişmesini engellerse iyi olur.”
***
Bu arada, başlıktaki cümle buraların dilinde bir selamlama. “Ne var ne yok?” anlamında.