Yerli dizilerden bıkmak üzereyiz. Bu durumun mimarı da her bölümü 90 dakika yapan değerli kanal yöneticileri. Onlar sayesinde her hafta sinema filmi uzunluğunda yeni bir bölüm yazılıyor, çekiliyor ve kurgulanıyor.
“Yapın tabii, işiniz ne?” diyebilirsiniz. Demeyiniz. Ya da sonra dizilerin kalitesinden şikâyetçi olmayınız. “Bu kızla oğlan niye her bölümde on saat aptal aptal bakışıyor?” diye ukalalık etmeyiniz. Şartlar böyle olduktan sonra isterseniz Charlie Kaufman’a yazdırıp Steven Spielberg’e çektirin, sonuç değişmez.
Bölüm yetiştirebilmek için haftada yedi gün, günde on sekiz saat çalışıyor insanlar. Yönetmen için de set işçisi için de durum aynı. Sonuç: Hint sinemasını hatırlatan bir dizi dünyamız var. Zekâmıza tatlı tatlı hakaret ederek ilerleyen, ağır aksak hikâyeler.
Şahsen eleştiremez oldum dizileri. Ne zaman ağzımı açacak olsam aklıma hangi koşullarda üretildikleri geliyor ve susuyorum.
Seyirci de aynı şeyi düşünüyor ve çaktırmadan yarışmalara kaydırıyor ilgisini. Kanal yöneticilerimiz de bu sefer harıl harıl yarışma arıyor.
***
Neyse ki Gülse Birsel liderliğindeki direniş örgütünün faaliyetleri sonuç verdi. ATV yeni sezonda “Avrupa Yakası”nın bölümlerini 65 dakikaya indirecek. Aslında bu işin doğrusu 45 dakikadır ama şimdilik buna da şükür.
Bu arada, Hindistan’da filmlerin bu kadar uzun olmasının iki nedeni: Fakirlik ve bitmek bilmeyen muson yağmurları... Sağanak başlayınca evsizler sinema salonlarına atıyormuş kapağı. Hem yağmurdan korunuyorlarmış böylece hem de perdedeki masala dalıp dertlerini unutuyorlarmış. Buna o kadar alışmışlar ki iki saatten kısa çıkan filmler yuhalanıyormuş. Aslında bu açıdan da bizim dizilerle paralellik kurmak mümkün.
Velhasıl, Yeşilçam sineması yapımcıların bilinçsizliği yüzünden çökmüştü. Onun mirasçısı dizi sektörü de bu 90 dakikalık bölüm sevdasına kurban gitmez inşallah.