Tolga Örnek ilk Türk otomobili Devrim’in filmini çekecek ya, şimdi kırk yıllık “benzin” muhabbeti yeniden ısıtılır.
Zamanın gazeteleri şöyle başlık atmış: “Yüz metre gidip bozuldu.” Dünkü gazetede de şu başlık var: “Araba yaptık, benzini unuttuk.” Şuurumuzun kırk sekiz yılda kat ettiği mesafe sahiden göz kamaştırıcı.
Herhalde “yabancı otomotiv devleri sıcak bakmadığı için arabanın seri üretimi yapılmadı” demek zor geliyor, o yüzden böyle söylüyoruz...
Ya da “Devrim faşizan askeri yönetimin kurbanı oldu” demek...
İşin doğrusu: Cumhurbaşkanı
Gürsel bir sabah bu arabalardan birine binmiş, Ankara içinde paşalar gibi dolaşmış. Benzin meselesinin aslını merak edenlere de 1997 tarihli bir filmi tavsiye edeyim: O yıllarda Eskişehir Anadolu Üniversitesi öğrencisi olan dört genç hanımın çektiği “Devrim
Eskişehir” belgeseli, Tolga Örnek’in bile işine yarayabilir.
Film Anadolu Üniversitesi ciddiyetiyle çekildiği için gayet başarılı. Herhalde üniversite arşivinde bulmak mümkündür. Özellikle tarihi projenin yöneticisi Emin Bozoğlu’nun otuz altı yıl sonra “Devrim”e binip Eskişehir sokaklarında turladığı sahne var ki, benim gibi bir kötümseri bile duygulandırıyor.
“Beni tanıdı” diyor Emin Bey arabayı sürerken: “Tanıdı babasını...”
***
Bir Hollywood filmine gereken her şey var Devrim hikâyesinde: Zamanla yarışan idealist mühendisler, ihmal ettikleri aileleri, vatanseverlik, otomobil tutkusu... Eminim Tolga Örnek bunlardan dünya standardında bir film çıkarır.
O zaman Bağdat Caddesi’nde araba tokuşturan, Etiler’de ciple hava atan ve Formula pilotlarını ezbere sayan gençlerimiz merak edip öğrenir Devrim’in hikâyesini.
Sinema-TV Enstitüsü Müdürü Sami Şekeroğlu, ne zaman bizi kötümser görse şöyle derdi: Düğmeye bastığınızda ampul yanıyorsa, o elektrik oraya gelsin diye çalışan insanlar var demektir. Bu böyle olduğu sürece bir ülkeden umut kesilmez.
Öğrencilerin çektiği “Devrim Eskişehir” belgeselini seyrederken aklıma hocamızın bu sözleri gelmişti. Bakalım Tolga Örnek’in filmi bize neler hatırlatacak.