Tuğba Özay hepimize sitem ediyor, kızıyor ve Castro’dan alıntılar yaparak “Tarih beni aklayacaktır” diyor. Efsane komünisti devreye sokarak kendisinin mağdurist olduğunu kanıtlıyor.
“Mağdur” ile “mağdurist” arasındaki fark: Mağdurist kendisini her durumda mağdur görür. Hatta olmadığı zamanlarda bile.
Sürekli haksızlığa uğradığını söyleyerek propaganda yapar. Hiçbir zaman hatalı değildir, hep başkalarının kurbanı olur.
Mağdurizm, Türkiye’de her zaman iş gören bir yöntem. Duygusal Türk insanının kalbini kazanmak için bir şeylerin mağduru gibi durmanız yeterlidir.
İddia ediyorum: Bu yöntemle başbakan bile olabilirsiniz.
***
Sevgili Tuğba, haklısın: Yaşadığın hiç kolay bir şey değildi. Ama güce kolay yoldan ulaşmaya çalışmanın bedeli varmış, sayende öğrenmiş olduk.
Başkalarını suçlayıp dururken çok önemli bir fırsatı kaçırıyorsun. Kendi hataların üzerine odaklansan daha iyi olmaz mı?
Öyle yaparsan Kurtlar Vadisi seyredip dizideki tiplere özenen gençler, sayende o yolun yol olmadığını öğrenme fırsatı bulur belki. Kolay şöhretin, gücün ve paranın ne olduğunu daha iyi anlarlar.
İşte o zaman tarih seni altın harflerle yazar bak.
Bu arada, şu hayatta hepimizin hataları var, haklısın. Ama önemli olan bir hatayı yenisiyle değiştirmemek...
“Ben kendi hatalarımın üniversitesinden mezunum” der Ali Poyrazoğlu. Hadi gel biz de onun gibi yapalım. Mağduriyetin sıcak kucağı güvenlidir belki; ama hiçbir yerden mezun etmez insanı, inan bana.